Bahçeli’nin, önemli gördüğü bir konuda yaptığı açıklamaların veya sergilediği duruşun, gelecekte hatırlanması ve kimin haklı kimin haksız olduğunun tarih tarafından tescil edilmesi amacıyla söylendiğini belirten bir retorik kalıptır. Bu ifade, konuşmacıya anlık siyasi çekişmelerin üzerinde, bilge ve öngörülü bir devlet adamı kimliği kazandırır. Söylediklerinin sadece bugüne değil, geleceğe de bir mesaj, bir uyarı ve bir vesika olduğunu ima eder. Bu, konuşmanın önemini ve ciddiyetini artırmayı hedefler.
Türk milletinin atalarını, özellikle de büyük devletler kurmuş, zaferler kazanmış tarihi şahsiyetleri ifade eden saygı dolu bir kavramdır. Bahçeli’nin söyleminde “ecdat“, bugünkü nesillere ilham veren, onlara sorumluluklarını hatırlatan ve milli kimliğin temelini oluşturan bir referans noktasıdır. “Ecdattan köşe bucak kaçmak” gibi ifadelerle, milli tarihe ve değerlere ihanet etmenin büyük bir vebal olduğu vurgulanır. Ecdat mirasına […]
Haksızlık, baskı ve eziyet anlamına gelen bu kelime, Bahçeli’nin söyleminde hem tarihsel hem de güncel bağlamlarda kullanılır. Tarihsel olarak, Türk milletinin veya Türk-İslam aleminin maruz kaldığı haksızlıkları (örneğin Balkanlar’daki zulüm) ifade eder. Güncel siyasette ise, siyasi rakiplerinin veya “düşman” olarak gördüğü odakların eylemlerini bir “zulüm” olarak nitelendirir. Bu, mücadeleyi bir hak-batıl, mazlum-zalim mücadelesi olarak çerçeveler […]
Türk Kurtuluş Savaşı sırasında işgal güçlerine karşı halkın oluşturduğu düzensiz direniş hareketinin adıdır. Bahçeli için Kuvayı Milliye, milletin kendi kaderine el koyduğu, dış baskılara ve iç ihanetlere karşı topyekûn bir direniş sergilediği “milli mücadelenin ruhunu” temsil eder. Günümüzdeki “beka mücadelesini” de bu ruhla ilişkilendirerek, bugünkü mücadelenin de tıpkı o günkü gibi meşru, haklı ve zorunlu […]