1970’lerdeki petrol krizi ve benzin kıtlığı sırasında, hükümetinin sorumluluğuna dair eleştirilere verdiği efsanevi yanıttır. Bu retorik soru, absürt bir mantık kullanarak suçlamayı püskürtmeyi hedefler. Siyasi işlevi, sorunun kaynağının küresel bir kriz olduğunu ve kendi hükümetinin kontrolü dışında geliştiğini ima etmektir. “İçmek” fiilinin kullanılması, durumu trajikomik bir hale getirerek gerilimi düşürür ve eleştirinin ciddiyetini azaltır. Bu ifade, Demirel’in en zor durumlarda bile mizahı bir savunma mekanizması olarak kullanma yeteneğinin en parlak örneklerinden biridir.
Demirel’in hazırcevaplılığını ve durumları kendi istediği gibi çerçeveleme yeteneğini gösteren tipik bir anekdottur. Bir gazetecinin “Türkiye’nin durumunu tek kelimeyle özetler misiniz?” sorusuna önce “iyidir“, ardından “iki kelimeyle anlatın” denince “iyi değildir” yanıtını vermiştir. Bu cevabın retorik işlevi, basit ve kesin cevaplar talep edenleri boşa çıkarmak ve ülkenin durumunun tek bir bakış açısıyla anlaşılamayacak kadar karmaşık […]
Kendi yaptığı bir açıklamanın veya getirdiği bir yorumun son derece mantıklı, açık ve tartışmaya kapalı olduğunu vurgulamak için konuşmasının sonuna eklediği bir retorik sorudur. Bu ifade, muhataplarına meydan okur ve “daha mantıklı bir açıklamanız varsa söyleyin” anlamına gelir. Siyasi işlevi, kendi argümanını nihai ve tek doğru olarak sunmak ve olası itirazları daha baştan geçersiz kılmaktır. […]
Hükümetin yaptığı bir zammı savunurken kullandığı, siyasi dilin gerçekliği nasıl eğip bükebileceğini gösteren (euphemism/örtmece) tipik bir örnektir. Bu ifade, olumsuz bir eylemi (zam) olumlu veya teknik bir kavramla (“kalite ayarlaması“) yeniden adlandırarak halkın tepkisini yumuşatmayı amaçlar. Retorik işlevi, sorumluluğu belirsizleştirmek ve tartışmayı ekonomik bir zorunluluktan teknik bir detaya kaydırmaktır. Bu söz, Demirel’in nüktedan ve kelime […]