Erbakan’ın “Siyonizm” veya “ırkçı emperyalizm” olarak adlandırdığı küresel sömürü sistemini görselleştirmek ve somutlaştırmak için kullandığı alegorik bir metafordur. Bu timsahın anatomisi detaylı bir şekilde tanımlanmıştır: Üst çenesi ABD, alt çenesi AB, kuyruğu İsrail, gövdesi ise G-7 ülkeleri ve onlarla işbirliği yapan yerli iş adamları, gazeteciler ve yöneticilerdir. Bu metafor, karmaşık jeopolitik ilişkileri, dinleyicinin zihninde kolayca canlandırabileceği, tek ve bütünleşik bir “düşman” figürüne indirger. Retorik işlevi, soyut bir kavram olan “küresel sistem“i, somut, yırtıcı ve tehlikeli bir canavar olarak tasvir ederek ona karşı verilecek mücadelenin meşruiyetini ve aciliyetini artırır.
Erbakan’ın dünya görüşünün temelini oluşturan “Hak-Batıl mücadelesi” diyalektiğinin olumsuz kutbudur. Kur’ani bir terim olan “batıl,” hakkın ve doğrunun zıddı olan her türlü yanlışlığı, zulmü ve sömürüyü ifade eder. Erbakan’ın söyleminde Batıl, somut siyasi ve ideolojik karşılıklar bulur: Siyonizm, emperyalizm, faizci kapitalizm, komünizm ve materyalizm bu düzenin temel unsurlarıdır. “Kuvveti üstün tutan” zihniyeti temsil eder ve […]
Erbakan’ın “Siyonizm” kavramıyla birlikte, dünyadaki küresel sömürü sistemini tanımlamak için kullandığı bir terimdir. Bu ifade, Batı emperyalizminin sadece ekonomik ve siyasi bir sömürüye dayanmadığını, aynı zamanda kendisini diğer ırklardan üstün görme gibi ırkçı bir temele oturduğunu iddia eder. Erbakan’a göre bu zihniyet, dünyayı kendi çıkarları için yönetmeyi ve diğer milletleri köleleştirmeyi hedefler. “Irkçı emperyalizm,” uluslararası […]
Erbakan’ın siyasi söyleminde “Batıl“ın kurumsal yapılarından biri olarak şiddetle eleştirilen Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu (daha sonra Avrupa Birliği) ifade eder. Erbakan’a göre Ortak Pazar, bir Hristiyan birliğidir ve Türkiye’nin buraya girmesi, “Müslüman Türkiye’yi Hristiyan Avrupa içerisinde eritme planı“dır. Bu birliğin, Siyonizm’in “Büyük İsrail” projesine hizmet eden bir araç olduğunu ve Türkiye’yi ekonomik olarak sömürgeleştirmeyi amaçladığını savunur. […]