Ecevit’in 1974’te kurduğu CHP-MSP koalisyon hükümetinin ilk ve en simgesel icraatlarından biridir. ABD’nin baskısıyla 1971’de yasaklanan haşhaş ekimini, ulusal egemenlik ve Türk çiftçisinin çıkarlarını gerekçe göstererek 1 Temmuz 1974’te yeniden serbest bırakmıştır. Bu karar, sadece tarımsal bir politika değil, aynı zamanda Ecevit’in “bağımsızlıkçı” ve “ulusal onur” odaklı dış politika anlayışının bir manifestosudur. ABD’nin dayatmalarına boyun eğmeyen, kendi kararını kendi veren bir Türkiye imajı yaratmıştır. “Biz milliyetçiliği Batı Anadolu’nun haşhaş tarlasına yazmışız” sözü, bu eylemin onun dilinde nasıl bir ulusal direniş sembolüne dönüştüğünü gösterir.
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ardından Bülent Ecevit’e halk tarafından verilen ve onunla özdeşleşen unvandır. Bu unvan, onu sadece bir siyasi lider değil, aynı zamanda askeri bir zaferin sivil komutanı ve ulusal bir kahraman olarak konumlandırır. “Fatih” kelimesi, Osmanlı tarihine ve fetih geleneğine bir gönderme yaparak, harekâtı tarihi bir başarı olarak kodlar. Bu lakap, Ecevit’in popülaritesini […]
Ecevit’in dış politika ve milliyetçilik anlayışının temel taşıdır. Bu kavram, bir devletin kendi kaderini tayin etme, dış baskılara boyun eğmeme ve uluslararası ilişkilerde eşit ve saygın bir aktör olarak var olma ilkesini ifade eder. Ecevit için ulusal onur, hamasi nutuklarla değil, somut eylemlerle korunur. Haşhaş ekiminin serbest bırakılması, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın gerçekleştirilmesi ve ABD ambargosuna […]
Ecevit’in söyleminde NATO, Türkiye’nin güvenliği için gerekli görülen ancak ilişkilerin “eşit ortaklık” temelinde yeniden düzenlenmesi gereken bir askeri ittifaktır. Ecevit, Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını hiçbir zaman savunmamıştır. Ancak, ittifakın Türkiye’nin ulusal çıkarlarına aykırı davrandığı durumlarda (örneğin Kıbrıs Harekâtı sırasındaki ambargo) sert eleştiriler yöneltmekten çekinmemiştir. 1978’deki bir mülakatında, “Türkiye’nin NATO’ya katkısı, NATO’nun Türkiye’nin güvenliğine katkısıyla orantılı olacaktır” […]