Özal döneminde yaygınlaşan bir yolsuzluk yöntemidir. İhracatı teşvik etmek için verilen vergi iadelerinden usulsüzce faydalanmayı ifade eder. Özal’ın söyleminde doğrudan yer almasa da, dönemin ruhunu ve “köşe dönmeci” zihniyetin bir sonucu olarak onunla özdeşleşmiştir. Muhalifleri tarafından, Özal’ın liberalleşme politikalarının yarattığı “talan ekonomisinin” bir parçası olarak eleştirilmiştir.
Özal’ın liberal felsefesinin üç temel ayağından biridir (diğerleri din ve düşünce özgürlüğü). Bireylerin ve şirketlerin ekonomik faaliyette bulunma, yatırım yapma ve girişim kurma hakkını ifade eder. Söyleminde bu özgürlüğü, kalkınmanın ve bireysel refahın motoru olarak tanımlamıştır. “İpleri çözmek” metaforu, tam olarak bu özgürlüğün önündeki bürokratik engellerin kaldırılması anlamına gelir.
Özal’ın, devletin ve bürokrasinin bireylerin ve girişimcilerin önündeki engellerini kaldırma eylemini tanımlamak için kullandığı bir metafordur. Ona göre Türk insanı “fevkalade kabiliyetlidir” ancak bürokrasinin “ipleriyle” bağlanmıştır. Bu ipler çözüldüğünde insanlar “harikalar yaratacaktır”. Bu metafor, onun liberal bireycilik felsefesini ve anti-bürokratik duruşunu halkın anlayacağı basit ve güçlü bir imgeyle ifade eder.
Özal’ın liberal ekonomi politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıkan, hızlı ve kolay yoldan zenginleşme arzusunu ve kültürünü tanımlayan bir deyimdir. Bu ifade, genellikle eleştirel bir bağlamda, dönemin ahlaki değerlerdeki aşınmasını ve materyalizmi vurgulamak için kullanılır. Özal’ın “Ben zenginleri severim” sözü, bu kültürün meşrulaştırılması olarak yorumlanmıştır.