Özal’ın ekonomik programının temel direklerinden biridir. Kamu İktisadi Teşebbüsleri’nin (KİT) özel sektöre devredilmesini ifade eder. Söyleminde özelleştirmeyi, devleti hantal ve verimsiz yapısından kurtaracak, ekonomiye dinamizm getirecek ve “Devlet Baba” anlayışını yıkacak bir reform olarak sunmuştur. Bu kavram, onun liberal ve piyasa odaklı ideolojisinin en somut politika yansımalarından biridir.
Özal’ın liberal ekonomi politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıkan, hızlı ve kolay yoldan zenginleşme arzusunu ve kültürünü tanımlayan bir deyimdir. Bu ifade, genellikle eleştirel bir bağlamda, dönemin ahlaki değerlerdeki aşınmasını ve materyalizmi vurgulamak için kullanılır. Özal’ın “Ben zenginleri severim” sözü, bu kültürün meşrulaştırılması olarak yorumlanmıştır.
Özal’ın ekonomik felsefesinin temel kavramıdır. Devlet müdahalesinin en aza indirildiği, fiyatların arz ve talebe göre belirlendiği, rekabetin ve bireysel girişimin esas olduğu ekonomik modeli ifade eder. Söyleminde serbest piyasayı, refahın, kalkınmanın ve demokrasinin ön koşulu olarak sunmuştur. Bu kavram, onun “Devlet Baba” anlayışına karşı yürüttüğü mücadelenin ekonomik alandaki karşılığıdır.
Türkiye’nin geleneksel popülist söyleminde genellikle “halk” ve “yoksul” övülürken, Özal’ın bu ifadesi bir tabuyu yıkmıştır. Zenginliğin ve zenginleşmenin meşru ve hatta arzu edilir bir hedef olduğunu açıkça dile getirir. Bu söz, onun liberal ekonomi anlayışının ve “köşe dönme” kültürünü teşvik ettiği yönündeki eleştirilerin bir özetidir. Retorik işlevi, girişimciliği ve sermaye birikimini kutsayarak, neoliberal ekonomik model […]