Özal’ın söyleminde, değişime direnen, eski alışkanlıkları ve kurumları savunan her türlü gücü tanımlamak için kullanılan olumsuz bir kavramdır. Başta bürokrasi, eski siyasi partiler ve devletçi zihniyet olmak üzere, kendi reformlarının karşısındaki tüm engelleri “statükocu” olarak etiketlemiştir. Bu kelimeyi kullanarak, kendisini değişimin ve ilerlemenin, rakiplerini ise geriliğin ve ataletin temsilcisi olarak konumlandırmıştır.
Özal’ın ekonomik felsefesinin temel kavramıdır. Devlet müdahalesinin en aza indirildiği, fiyatların arz ve talebe göre belirlendiği, rekabetin ve bireysel girişimin esas olduğu ekonomik modeli ifade eder. Söyleminde serbest piyasayı, refahın, kalkınmanın ve demokrasinin ön koşulu olarak sunmuştur. Bu kavram, onun “Devlet Baba” anlayışına karşı yürüttüğü mücadelenin ekonomik alandaki karşılığıdır.
Özal’ın, devletin ve bürokrasinin bireylerin ve girişimcilerin önündeki engellerini kaldırma eylemini tanımlamak için kullandığı bir metafordur. Ona göre Türk insanı “fevkalade kabiliyetlidir” ancak bürokrasinin “ipleriyle” bağlanmıştır. Bu ipler çözüldüğünde insanlar “harikalar yaratacaktır”. Bu metafor, onun liberal bireycilik felsefesini ve anti-bürokratik duruşunu halkın anlayacağı basit ve güçlü bir imgeyle ifade eder.
Özal’ın, eleştirdiği ve yıkmayı hedeflediği geleneksel patrimonyal devlet anlayışını tanımlamak için kullandığı bir metafordur. Bu anlayışta devlet, vatandaşlarını “kul” olarak gören, her şeye karışan, koruyan ama aynı zamanda cezalandıran bir babadır. Özal’a göre bu anlayış, bireysel girişimin ve özgürlüğün önündeki en büyük engeldir. Bu metaforu kullanarak, kendi liberal devlet anlayışını (hizmet eden devlet) geleneksel anlayışın […]