Yılmaz’ın, özellikle AB üyelik süreci gibi büyük ulusal hedeflere ulaşmak için toplumun tüm kesimlerine yaptığı bir çağrıdır. “Genişleme sürecinin başarısı için, herkesin belirli bir fedakârlıkta bulunması… gerekir” ifadesi, bu zorlu sürecin ancak toplumsal bir uzlaşı ve ortak bir çaba ile aşılabileceğini vurgular. Retorik olarak “fedakarlık“, ekonomik veya siyasi reformların getireceği zorlukları meşrulaştıran ve bu yükün adil bir şekilde paylaşılması gerektiği mesajını veren bir işlev görür. Bu, liderin zor kararlar alırken halktan anlayış ve destek talep etme yöntemidir.
Mesut Yılmaz’ın Avrupa Birliği’ni (AB) tanımlamak için kullandığı iddialı bir ifadedir. Bu tanımlama, AB’yi askeri güç veya ideolojiye dayalı eski tip birliklerden ayırarak, onu “ideallere ve rasyonalizme bağlı” bir birliktelik olarak yüceltir. Retorik işlevi, Türkiye’nin AB üyeliği hedefini basit bir ekonomik veya siyasi ortaklığın ötesine taşıyarak, onu küresel ölçekte tarihi bir “sivil proje” olarak konumlandırmaktır. […]
Mesut Yılmaz’ın, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecini ve Kopenhag Kriterleri’ni yerine getirme çabasını açıklamak için kullandığı tıbbi bir metafordur. “AB sürecinde deyim yerindeyse dünyanın en iyi hastanesinde check-up’a gidiyoruz” diyerek, bu süreci bir dayatma veya egemenlik devri olarak değil, ülkenin “hastalıklarını” teşhis edip iyileşmesi için bir fırsat olarak sunar. Bu metafor, AB kriterlerini rasyonel, bilimsel […]
Mesut Yılmaz’ın siyasi kimliğinin temelini oluşturan ideolojidir. Söyleminde liberalizm, hem ekonomik (özelleştirme, serbest piyasa) hem de siyasi (demokrasi, insan hakları, AB üyeliği) boyutlarıyla yer alır. Turgut Özal’ın mirasını devralmakla birlikte, ANAP’a daha belirgin bir liberal kimlik kazandırmayı hedeflemiştir. Ancak onun liberalizmi, Türkiye’nin 1990’lardaki kaotik ve vesayetçi yapısı içinde “kısıtlanmış” bir liberalizmdir. İdeallerini savunurken, “devletin rutin […]