Erdoğan’ın miting konuşmalarında ve kamuya açık hitaplarında, siyasi rakiplerine, muhalif gruplara veya eleştirdiği dış ülkelere seslenirken kullandığı en karakteristik nida (ünlem) biçimidir. “Eyy Kılıçdaroğlu!“, “Eyy Almanya!”, “Eyy Amerika!” gibi kullanımlar, bir meydan okuma, bir hesaba çekme ve bir üstünlük ilanıdır. Bu nida, muhatabı doğrudan karşıya alarak onu dinleyici kitlesinin önünde yargılar. Ses tonu ve vurguyla birleştiğinde, retorik bir gerilim yaratır ve ardından gelecek olan suçlama veya eleştiri için bir zemin hazırlar. Bu, Erdoğan’ın cepheleşmeci ve özgüvenli lider imajını pekiştiren en önemli retorik imzalarından biridir.
29 Ocak 2009’da Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu panelinde, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in Gazze saldırılarını yüksek sesle savunmasının ardından, Erdoğan’ın konuşma süresinin kısıtlanmasına tepki olarak moderatör David Ignatius’a yönelik sarf ettiği ve paneli terk etmesiyle sonuçlanan olayın simgesel ifadesidir. Bu çıkış hem iç hem de dış politikada derin yankılar uyandırmıştır. Dış politikada, Türkiye’nin geleneksel edilgen ve […]
Cumhuriyetin ilk yıllarını, özellikle İsmet İnönü dönemindeki tek partili CHP yönetimini, baskıcı, anti-demokratik ve halkın değerlerine yabancı bir “faşizm” dönemi olarak nitelemek için kullanılan bir ifadedir. Bu söylem, AK Parti’nin kendi iktidarını, o “karanlık” dönemin bir reddi ve gerçek demokrasinin başlangıcı olarak konumlandırmasını sağlar. Tarihi, “milletin değerlerini temsil edenler” ile “halka tepeden bakan, milleti istismar […]
Haziran 2022’de, Gezi Parkı eylemcilerine yönelik kullandığı, kamuoyunda çok büyük tepki çeken ve cinsiyetçi bulunan ağır hakaret ifadesidir. Bu kelimenin kullanımı, siyasi dildeki sertleşmenin ve kutuplaşmanın ulaştığı noktayı göstermesi açısından bir dönüm noktası olarak kabul edilmiştir. “Çapulcu” gibi önceki nitelemelerden çok daha ağır olan bu ifade, “Onlar” olarak kodlanan muhalif kesimleri gayriahlaki ve gayrimeşru ilan […]