Özellikle 28 Şubat sürecinin baskıcı atmosferinde, siyaset yapmanın getirdiği riskleri ve karşılaştığı tehditleri anlatmak için kullandığı dramatik bir ifadedir. Bu metafor, idam tehdidi altında olduğunu veya her an siyaseten veya fiziken yok edilebileceği bir ortamda görev yaptığını ima eder. Retorik işlevi, kendisini demokrasi ve sivil siyaset uğruna büyük riskler alan, “kelle koltukta” mücadele eden bir kahraman olarak konumlandırmaktır. Bu ifade, siyasi mücadelenin ne kadar sertleştiğini ve hukukun dışına taştığını vurgulayarak, kamuoyundan sempati ve destek toplamayı hedefler.
Bkz. Sivil siyaset dışındaki unsurların taşeronluğu. Yılmaz bu ifadeyle, siyasi rakiplerinin kendi iradeleriyle hareket etmediklerini, aksine vesayetçi odakların (sivil siyaset dışı unsurların) amaçlarına hizmet eden birer “alt yüklenici” olduklarını iddia eder. Bu, rakibi hem iradesizlikle hem de gayrimeşru güçlerle işbirliği yapmakla suçlayan ağır bir ithamdır. Retorik olarak, siyasi mücadeleyi meşru aktörler arasındaki bir rekabet olmaktan […]
Yılmaz’ın demokrasi anlayışının evrenselliğini vurgulamak için kullandığı özdeyiş niteliğinde bir cümledir. Bu ifade, demokrasiyi kültürel farklılıklara veya ülkeye özgü koşullara göre eğip büken, “bize özgü demokrasi” gibi yaklaşımları reddeder. Retorik olarak, Türkiye’de uygulanması gereken demokratik standartların, Batı’daki standartlarla aynı olması gerektiğini savunur. Bu, özellikle AB üyelik süreci ve Kopenhag Kriterleri bağlamında, Türkiye’nin evrensel demokratik normlara […]
Yılmaz’ın, kendisine ve partisine yönelik yolsuzluk iddialarını ve siyasi saldırıları, bir hukuk mücadelesi veya meşru bir eleştiri olarak değil, siyasi bir komplo olarak nitelemek için kullandığı bir ifadedir. “Ortalığı toza dumana katarak karmaşada kelle götürme hesabı yapanlar” diyerek, rakiplerinin amacının gerçeği ortaya çıkarmak değil, siyasi rakiplerini (kendisini) yok etmek (“kelle götürmek“) olduğunu iddia eder. Bu […]