Genellikle sert bir eleştiri, radikal bir karar veya tavizsiz bir duruş sergilenmeden hemen önce kullanılan bir söz kalıbıdır. Görünüşte bir nezaket ifadesi gibi dursa da asıl işlevi, söylenecek olan sözün veya yapılacak olan eylemin ne kadar sert olursa olsun meşru ve gerekli olduğunu, bu konuda geri adım atılmayacağını ve karşı tarafın hislerinin veya itirazlarının bir önem taşımadığını peşinen ilan etmektir. Bu ifade, bir özür dileme değil, aksine kararlılığı ve uzlaşmazlığı vurgulayan bir retorik güç gösterisidir.
Erdoğan’ın miting konuşmalarında ve kamuya açık hitaplarında, siyasi rakiplerine, muhalif gruplara veya eleştirdiği dış ülkelere seslenirken kullandığı en karakteristik nida (ünlem) biçimidir. “Eyy Kılıçdaroğlu!“, “Eyy Almanya!”, “Eyy Amerika!” gibi kullanımlar, bir meydan okuma, bir hesaba çekme ve bir üstünlük ilanıdır. Bu nida, muhatabı doğrudan karşıya alarak onu dinleyici kitlesinin önünde yargılar. Ses tonu ve vurguyla […]
Bir işin geri dönülemez bir şekilde sonuçlandığını, muhaliflerin itirazlarının ve çabalarının artık beyhude olduğunu ifade etmek için kullanılan bir deyimdir. Erdoğan, bu ifadeyi özellikle 2017 Anayasa Referandumu gibi başa baş geçen ve sonucu tartışmalı olan siyasi süreçlerin ardından, zaferi tescil etmek ve meşruiyet tartışmalarını sonlandırmak amacıyla kullanmıştır. Bu kullanım, siyasi süreci bir uzlaşı ve diyalog […]
29 Ocak 2009’da Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu panelinde, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in Gazze saldırılarını yüksek sesle savunmasının ardından, Erdoğan’ın konuşma süresinin kısıtlanmasına tepki olarak moderatör David Ignatius’a yönelik sarf ettiği ve paneli terk etmesiyle sonuçlanan olayın simgesel ifadesidir. Bu çıkış hem iç hem de dış politikada derin yankılar uyandırmıştır. Dış politikada, Türkiye’nin geleneksel edilgen ve […]