Fransızca “mon cher” (azizim, dostum) ifadesinden gelen ve Türk siyasi dilinde, özellikle Dışişleri Bakanlığı’ndaki eski tip, Batılılaşmış, elitist ve halkın değerlerinden kopuk diplomatları ve bürokratları aşağılamak için kullanılan bir terimdir. Erdoğan bu ifadeyi, kendi “yerli ve milli” dış politika anlayışını, eski Türkiye’nin “vesayetçi” ve “halktan kopuk” elitlerinin anlayışından ayırmak için kullanır. “Monşer” olarak etiketlenen figürler, milletin çıkarlarını değil, Batılı başkentlerin çıkarlarını gözeten, halkı tanımayan ve küçümseyen kişiler olarak resmedilir. Bu, popülist “halk” ve “elit” karşıtlığının bürokrasiye ve dış politikaya yansıtılmasıdır.
Siyasi söylemde, ortalama bir Avrupalı veya Batılı vatandaşı temsil etmek için kullanılan sembolik bir isimdir. Bu kullanım, “Helga”yı, “Ayşe,” “Fatma,” “Hasan,” “Hüseyin” gibi tipik Türk isimlerinin karşısına koyarak güçlü bir “Biz ve Onlar” ayrımı yaratır. “Helga hızlı trene binecek de Ayşem, Fatmam neden binemesin?” örneğinde olduğu gibi, bu retorik, geçmişte modernliğin, yüksek teknolojinin ve refahın […]
Hükümet karşıtı protestolara katılanların, belirli bir konuda eleştiri yöneltenlerin veya marjinal olduğu düşünülen grupların sayısını küçümsemek ve onların halkın genelini temsil etmediğini vurgulamak için kullanılan bir azımsama ifadesidir. “Üç-beş çapulcu,” “üç-beş ağaç için” gibi kullanımlar, eylemin veya talebin toplumsal bir karşılığı olmadığını, önemsiz bir azınlığın işi olduğunu ima eder. Bu, muhalif hareketlerin kitleselliğini ve meşruiyetini […]
Popülist “Biz ve Onlar” ikileminin ikinci ve karşıt kutbunu oluşturan işaret zamiridir. “Bunlar,” “Biz” olarak tanımlanan homojen ve erdemli halkın dışında kalan herkesi kapsayan, dışlayıcı ve çoğu zaman aşağılayıcı bir kategoridir. Bu kategoriye siyasi muhalefet partileri, eleştirel medya, hükümet politikalarına karşı çıkan sivil toplum kuruluşları, “elitist” ve “halktan kopuk” olarak görülen aydınlar (“monşerler“), “faiz lobisi” […]