Toplumsal olayları, protestoları veya gerilimleri, halkın organik tepkileri olarak değil, belirli iç veya dış “şer odakları” tarafından kasıtlı olarak çıkarılan kışkırtmalar olarak tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bir eylemi “provokasyon” olarak nitelemek, o eylemin meşruiyetini ortadan kaldırır ve katılımcılarını, farkında olarak veya olmayarak, kötü niyetli bir planın parçası haline getirir. Bu, hükümetin bu tür olaylara yönelik sert müdahalelerini meşrulaştırma ve toplumsal muhalefeti itibarsızlaştırma işlevi gören bir çerçeveleme tekniğidir.
Türkiye’nin çıkarlarına düşman olan “dış güçlerin” veya “üst aklın” hedeflerine ulaşmak için kullandığı yerli kişi, kurum veya örgütleri tanımlamak için kullanılan bir metafordur. Bu terim, hedef alınan grubun (örneğin bir terör örgütü, bir siyasi parti veya bir sivil toplum kuruluşu) kendi iradesiyle hareket etmediğini, sadece arkasındaki asıl gücün bir aracı, bir piyonu olduğunu ima eder. […]
Fikirleri ve söylemleriyle terör örgütlerine destek verdiği iddia edilen ancak fiili olarak şiddet eylemlerine katılmayan aydınları, akademisyenleri veya siyasetçileri tanımlamak için kullanılan bir ifadedir. Bu terim, “terör” kavramının alanını genişleterek, sadece silahlı eylemleri değil, aynı zamanda hükümetin terörle mücadelesini eleştiren veya farklı bir bakış açısı sunan düşünsel faaliyetleri de “terörizm” olarak kodlar. Bu, muhalif aydınları […]
Tarihteki Hasan Sabbah liderliğindeki, fedaileriyle suikastlar düzenleyen Nizari-İsmaili tarikatına bir göndermedir. Bu terim, 17-25 Aralık 2013 sonrası Gülen Cemaati (FETÖ) için kullanılmıştır. Bu benzetme, cemaati sadece bir “ihanet şebekesi” olarak değil, aynı zamanda liderlerine körü körüne itaat eden, uyuşturulmuş ve her türlü emri sorgusuzca yerine getiren tehlikeli bir suikast örgütü olarak çerçeveler. Bu, cemaat mensuplarını […]