Demokrasinin ve “milli iradenin” tecelli ettiği nihai ve en meşru yer olarak kabul edilen simgesel bir kavramdır. Erdoğan’ın söyleminde “sandık,” her türlü siyasi tartışmayı sonlandıran, gücün tek meşru kaynağı olan nihai hakemdir. “Hesabı sandıkta sorarız” veya “Millet kararını sandıkta verir” gibi ifadeler, siyasi mücadelenin meşru alanının sadece seçimler olduğunu, sokak protestoları veya diğer muhalefet biçimlerinin ise gayrimeşru olduğunu ima eder. Bu, çoğunlukçu demokrasi anlayışının bir yansımasıdır; sandıktan çıkan sonuç, tartışılmaz bir zafer olarak kabul edilir ve yönetime mutlak bir yetki verir.
“Yoluyla,” “biçimiyle,” “aracılığıyla” anlamlarına gelen, Osmanlıca kökenli bir zarftır. Resmi ve hukuki dilde sıkça kullanılan bu kelime, Erdoğan’ın hitabetinde konuşmaya bir ağırlık, bir resmiyet ve bir vukufiyet katmak için kullanılır. “Bu yasayı çıkarmak suretiyle…” gibi bir kullanım, yapılan eylemin planlı, usulüne uygun ve ciddi bir iş olduğunu vurgular.
Değişime direnen, eski Türkiye’nin alışkanlıklarını ve kurumlarını temsil eden yerleşik düzeni ifade eder. Erdoğan’ın söyleminde “statüko,” AK Parti’nin reformlarına ve “Yeni Türkiye” inşasına karşı çıkan “vesayet odakları” ile eş anlamlıdır. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçim zaferleri, “statükonun kaybettiği” ve “vesayetin en büyük mağlubiyetini yaşadığı” anlar olarak çerçevelenir. Bu, AK Parti’nin siyasetini sürekli bir devrimci değişim ve ilerleme […]
Kanal İstanbul gibi büyük ölçekli, vizyoner ve genellikle maliyeti veya çevresel etkileri nedeniyle tartışmalı olan mega altyapı projelerini tanımlamak için kullanılan bir ifadedir. Bu terim, ilk kez 2011 yılında Kanal İstanbul projesi için kullanılmıştır. “Çılgın” sıfatı, projenin hem ölçeğinin büyüklüğünü ve hayal gücünü zorlayan niteliğini vurgular hem de ona yönelik eleştirileri, vizyonsuzluk ve statükoculuk olarak […]