Demirel’in hazırcevaplılığını ve durumları kendi istediği gibi çerçeveleme yeteneğini gösteren tipik bir anekdottur. Bir gazetecinin “Türkiye’nin durumunu tek kelimeyle özetler misiniz?” sorusuna önce “iyidir“, ardından “iki kelimeyle anlatın” denince “iyi değildir” yanıtını vermiştir. Bu cevabın retorik işlevi, basit ve kesin cevaplar talep edenleri boşa çıkarmak ve ülkenin durumunun tek bir bakış açısıyla anlaşılamayacak kadar karmaşık olduğunu ima etmektir. Aynı zamanda, siyasi durumun göreceliğini ve farklı açılardan farklı yorumlanabileceğini vurgulayarak, kendi politikalarının eleştirisine karşı bir savunma mekanizması oluşturur.
Hükümetin yaptığı bir zammı savunurken kullandığı, siyasi dilin gerçekliği nasıl eğip bükebileceğini gösteren (euphemism/örtmece) tipik bir örnektir. Bu ifade, olumsuz bir eylemi (zam) olumlu veya teknik bir kavramla (“kalite ayarlaması“) yeniden adlandırarak halkın tepkisini yumuşatmayı amaçlar. Retorik işlevi, sorumluluğu belirsizleştirmek ve tartışmayı ekonomik bir zorunluluktan teknik bir detaya kaydırmaktır. Bu söz, Demirel’in nüktedan ve kelime […]
Yunanistan’ın “Ege bir Yunan gölüdür” iddiasına karşı verdiği, üç aşamalı ve mantıksal bir yapıya sahip nüktedan bir yanıttır: “Ege bir Türk gölü değildir. Ege bir Yunan gölü de değildir. Binaenaleyh, Ege bir göl de değildir“. Bu cevabın ilk iki cümlesi Türkiye’nin dengeli ve uluslararası hukuka uygun pozisyonunu belirtirken, son cümle konuyu absürt bir mantıkla sonlandırarak […]
Kendi yaptığı bir açıklamanın veya getirdiği bir yorumun son derece mantıklı, açık ve tartışmaya kapalı olduğunu vurgulamak için konuşmasının sonuna eklediği bir retorik sorudur. Bu ifade, muhataplarına meydan okur ve “daha mantıklı bir açıklamanız varsa söyleyin” anlamına gelir. Siyasi işlevi, kendi argümanını nihai ve tek doğru olarak sunmak ve olası itirazları daha baştan geçersiz kılmaktır. […]