1970’lerdeki sağ-sol çatışmasının en yoğun olduğu dönemde, Milliyetçi Cephe hükümetlerinin başbakanı iken kullandığı, siyasi kariyerinin en çok tartışılan sözlerinden biridir. Bu ifade, kendi siyasi tabanını ve müttefiklerini toplu olarak “katil” olarak damgalamayı reddetme amacı taşır. Retorik olarak, kendisine yöneltilen suçlamanın dilini ve çerçevesini kabul etmeyerek, tartışmayı kendi istediği bir zemine çekme girişimidir. Bu söz, siyasi şiddetin sorumluluğunu üstlenmekten kaçınma ve kendi siyasi bloğunu koruma refleksi olarak analiz edilmiştir. Zamanla, 1970’lerdeki siyasi şiddete karşı devletin tutumunu eleştirenler için sembolik bir ifade haline gelmiştir.
İLKSAN skandalında yolsuzlukla suçlanan bir bakanını savunurken, sorumluluğu kişisel olarak üstlendiğini göstermek için kullandığı bir ifadedir. Bu söz, bir liderin kendi ekibini ve kararlarını sonuna kadar savunduğunu gösteren bir sahiplenme ifadesidir. Retorik işlevi, tartışmayı hukuki veya idari bir soruşturma zemininden çıkarıp, liderin kişisel onuru ve sorumluluğu zeminine taşımaktır. Bu, “adamını satmayan lider” imajı çizerek, kendi […]
Demirel’in demokrasi anlayışının merkezinde yer alan ve siyasi meşruiyetin tek kaynağı olarak gördüğü kavramdır. Söyleminde “milli irade“, halkın seçim sandığında tecelli eden gücünü ifade eder ve bu gücün karşısında bürokrasi, ordu veya herhangi bir elit grubun vesayetini reddeder. Demirel, askeri müdahaleleri “milli iradeye” karşı yapılmış en büyük suç olarak görmüş ve siyasi mücadelesini büyük ölçüde […]
Laikliğe karşıt, gerici ve din devleti yanlısı olarak tanımlanan faaliyetler için kullanılan bir terimdir. Demirel’in söyleminde bu kavramın kullanımı, siyasi kariyerindeki döneme göre değişiklik göstermiştir. Başbakanlık dönemlerinde genellikle din ve vicdan özgürlüğünü savunurken ve laikliğin dinsizlik olmadığını vurgularken, Cumhurbaşkanlığı döneminde, özellikle 28 Şubat sürecinde, “irtica“yı Türkiye Cumhuriyeti için en büyük tehditlerden biri olarak tanımlamıştır. Bu […]