Refah Partisi’nin 1998’de kapatılmasının ardından, partinin devletten aldığı Hazine yardımının yaklaşık bir trilyon liralık kısmının sahte belgelerle harcanmış gibi gösterildiği iddiasıyla açılan davadır. Dava sonucunda Necmettin Erbakan da dahil olmak üzere çok sayıda parti yöneticisi hapis cezasına çarptırılmıştır. Erbakan’ın siyasi hayatında önemli bir dönüm noktası olan bu dava, onun söyleminde siyasi bir komplo ve Milli Görüş hareketini engelleme çabasının bir parçası olarak yer almıştır. Bu olay, hareketin “mağduriyet” anlatısını güçlendiren ve mevcut düzene karşı mücadelenin ne kadar çetin olduğunu gösteren bir örnek olarak kullanılmıştır.
Erbakan’ın, dünyayı yöneten mevcut ekonomik ve siyasi düzeni tanımlamak için kullandığı birleşik bir kavramdır. Bu sistemin temelinde faiz yoluyla sömürü yattığını ve bu sömürünün “Siyonizm” ve “ırkçı emperyalizm” tarafından kendi küresel hakimiyetlerini sürdürmek için kullanıldığını savunur. Bu sistem, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar; az gelişmiş ülkeleri borç batağına sürükleyerek sömürür ve ahlaki çürümeye […]
Erbakan’ın söyleminde “Hak-Batıl mücadelesi“nin ana “Batıl” aktörüdür ve dünyadaki tüm kötülüklerin, sömürünün ve adaletsizliğin kaynağı olarak görülür. Erbakan’a göre Siyonizm, sadece bir İsrail devleti kurma ideolojisi değil, Yahudilerin kendilerini üstün ırk olarak gördüğü ve diğer insanları köleleştirmeyi amaçladığı küresel bir hakimiyet projesidir. Bu proje, “faizci kapitalist sistem” ve “demokratur” gibi araçlarla dünyayı yönetir ve nihai […]
Erbakan’ın “Siyonizm” veya “ırkçı emperyalizm” olarak adlandırdığı küresel sömürü sistemini görselleştirmek ve somutlaştırmak için kullandığı alegorik bir metafordur. Bu timsahın anatomisi detaylı bir şekilde tanımlanmıştır: Üst çenesi ABD, alt çenesi AB, kuyruğu İsrail, gövdesi ise G-7 ülkeleri ve onlarla işbirliği yapan yerli iş adamları, gazeteciler ve yöneticilerdir. Bu metafor, karmaşık jeopolitik ilişkileri, dinleyicinin zihninde kolayca […]