Niceliğin değil, niteliğin önemini vurgulamak için kullanılan bir Erbakan aforizmasıdır. Bu ifade, çok sayıda yanlış, ilkesiz veya “çürük” siyasi aktörün veya fikrin bir araya gelmesinin, tek bir doğru, ilkeli ve “sağlam” alternatifi (Milli Görüş) oluşturamayacağını iddia eder. Siyasi koalisyonları veya farklı görüşlerin bir araya gelmesini eleştirmek için kullanılır. Retorik işlevi, kendi hareketinin ideolojik saflığını ve üstünlüğünü vurgulamak, diğer tüm siyasi oluşumları ise temelde “çürük” olarak nitelendirerek değersizleştirmektir.
Erbakan’ın siyasi rakiplerinin projelerinin ve vaatlerinin neden başarısız olmaya mahkum olduğunu açıklamak için kullandığı güçlü bir metafordur. “Un, su, tuz” gibi maddi unsurların bir araya gelmesinin tek başına “ekmek” (başarılı bir sonuç) üretmeye yetmeyeceğini, bunun için asıl gerekli olanın “maya” olduğunu belirtir. Buradaki “maya,” Milli Görüş’ün temsil ettiği inanç, ahlak, maneviyat, doğru ideoloji ve “ruh […]
Erbakan’ın, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme çabalarını ve bu süreci bir lütuf gibi sunanları eleştirmek için kullandığı meşhur retorik sorusudur. “Adam kalkıyor, ‘Efendim! Avrupa bizi, Avrupa Topluluğu’na layık gördü.’ diyor… Kimmiş Avrupa? Nereye girmemize layık görüyormuş! Biz tarihin en şerefli milletiyiz. Biz Avrupa’yı bir şeye layık görürüz veya görmeyiz” şeklindeki ifadesi, bu söylemin en bilinen örneğidir. […]
Necmettin Erbakan’ın siyasi kariyeri boyunca kendisiyle özdeşleşen ve en sık kullanılan lakabıdır. Bu unvan, çift katmanlı bir anlama sahiptir. İlk katman, onun akademik kariyerinden gelir: İstanbul Teknik Üniversitesi’nde profesör olması, Almanya’da önemli mühendislik çalışmaları yapması, ona bir bilim insanı ve teknokrat (“hoca“) kimliği kazandırmıştır. İkinci ve daha baskın katman ise, onun İslami bir cemaatin lideri, […]