Niceliğin değil, niteliğin önemini vurgulamak için kullanılan bir Erbakan aforizmasıdır. Bu ifade, çok sayıda yanlış, ilkesiz veya “çürük” siyasi aktörün veya fikrin bir araya gelmesinin, tek bir doğru, ilkeli ve “sağlam” alternatifi (Milli Görüş) oluşturamayacağını iddia eder. Siyasi koalisyonları veya farklı görüşlerin bir araya gelmesini eleştirmek için kullanılır. Retorik işlevi, kendi hareketinin ideolojik saflığını ve üstünlüğünü vurgulamak, diğer tüm siyasi oluşumları ise temelde “çürük” olarak nitelendirerek değersizleştirmektir.
Necmettin Erbakan tarafından 1960’ların sonunda kurulan ve onun liderliğinde gelişen siyasi-İslami hareketin ve ideolojinin adıdır. Erbakan’a göre Milli Görüş, ithal ve “taklitçi” diğer ideolojilerin aksine, “bu milletin inancı, tarihi, kimliği, ruh köküdür” ; yani milletin kendisidir. Temel özellikleri arasında İslamcılık, ümmetçilik, anti-emperyalizm, anti-Siyonizm, yerlilik ve millilik bulunur. Siyasi hedefi, “Önce Ahlak ve Maneviyat” ilkesiyle “Yeniden […]
Erbakan’ın, Milli Görüş dışındaki tüm siyasi partileri ve ideolojileri tanımlamak için kullandığı kapsayıcı ve pejoratif bir terimdir. Bu görüşler, Batı’nın kapitalist veya sosyalist modellerini körü körüne taklit ettikleri, ülkenin kendi “ruh kökü“ne ve milli bünyesine uygun çözümler üretemedikleri için “taklitçi” olarak nitelendirilir. “Taklitçiler zihniyeti,” ülkenin geri kalmışlığının ve sömürüye açık olmasının temel nedeni olarak görülür. […]
Necmettin Erbakan’ın siyasi kariyeri boyunca kendisiyle özdeşleşen ve en sık kullanılan lakabıdır. Bu unvan, çift katmanlı bir anlama sahiptir. İlk katman, onun akademik kariyerinden gelir: İstanbul Teknik Üniversitesi’nde profesör olması, Almanya’da önemli mühendislik çalışmaları yapması, ona bir bilim insanı ve teknokrat (“hoca“) kimliği kazandırmıştır. İkinci ve daha baskın katman ise, onun İslami bir cemaatin lideri, […]