“Sürtük” ifadesiyle birlikte, özellikle 2013 Gezi Parkı protestolarına katılanları ahlaki olarak değersizleştirmek ve toplumun sağlıklı bünyesinden atılması gereken “bozuk” unsurlar olarak tanımlamak için kullanılan bir sıfattır. Bu terim, “çapulcu” gibi siyasi bir aşağılamanın ötesine geçerek, muhatapları biyolojik bir metafor üzerinden (çürük meyve gibi) gayriinsani bir kategoriye sokar. Bu dil, hedef alınan gruplara yönelik her türlü sert müdahaleyi meşrulaştıran ve onları toplumun meşru bir parçası olarak görmeyi reddeden bir zemin hazırlar.
Bir işin geri dönülemez bir şekilde sonuçlandığını, muhaliflerin itirazlarının ve çabalarının artık beyhude olduğunu ifade etmek için kullanılan bir deyimdir. Erdoğan, bu ifadeyi özellikle 2017 Anayasa Referandumu gibi başa baş geçen ve sonucu tartışmalı olan siyasi süreçlerin ardından, zaferi tescil etmek ve meşruiyet tartışmalarını sonlandırmak amacıyla kullanmıştır. Bu kullanım, siyasi süreci bir uzlaşı ve diyalog […]
Haziran 2022’de, Gezi Parkı eylemcilerine yönelik kullandığı, kamuoyunda çok büyük tepki çeken ve cinsiyetçi bulunan ağır hakaret ifadesidir. Bu kelimenin kullanımı, siyasi dildeki sertleşmenin ve kutuplaşmanın ulaştığı noktayı göstermesi açısından bir dönüm noktası olarak kabul edilmiştir. “Çapulcu” gibi önceki nitelemelerden çok daha ağır olan bu ifade, “Onlar” olarak kodlanan muhalif kesimleri gayriahlaki ve gayrimeşru ilan […]
Erdoğan’ın miting konuşmalarında ve kamuya açık hitaplarında, siyasi rakiplerine, muhalif gruplara veya eleştirdiği dış ülkelere seslenirken kullandığı en karakteristik nida (ünlem) biçimidir. “Eyy Kılıçdaroğlu!“, “Eyy Almanya!”, “Eyy Amerika!” gibi kullanımlar, bir meydan okuma, bir hesaba çekme ve bir üstünlük ilanıdır. Bu nida, muhatabı doğrudan karşıya alarak onu dinleyici kitlesinin önünde yargılar. Ses tonu ve vurguyla […]