Ecevit’in siyasi mücadelesinin temel düşmanı olarak tanımladığı bir olgudur. “Ne yoksulluk ne baskı” dizesiyle başlayan sloganı, siyasi programının ilk hedefinin yoksullukla mücadele olduğunu gösterir. Onun için yoksulluk, sadece maddi bir yoksunluk değil, aynı zamanda insan onurunu zedeleyen, bireyi özgürlükten mahrum bırakan ve toplumsal adaletsizliğin en somut göstergesidir. Yoksulluğun kader olmadığını, yanlış politikaların ve adaletsiz bir düzenin sonucu olduğunu savunur. Bu nedenle çözümü, sadaka veya yardım dağıtmakta değil, yoksulluğu yaratan yapısal nedenleri ortadan kaldıracak köklü reformlarda (“hakça düzen“) arar.
Ecevit’in siyasi kariyerinde bir dönüm noktası olan ve onun “halkçı” kimliğinin temellerini attığı görevdir (1961-1965). Bu dönemde, Türkiye’de ilk defa grev ve toplu sözleşme hakkını yasalaştıran kanunların çıkarılmasına öncülük etmiştir. Bu nedenle “Çalışma Bakanlığı,” onun söyleminde sadece bir bürokratik makamı değil, emeğin ve işçi haklarının devlet katında tanınmasının ve sosyal devlet anlayışının kurumsallaşmasının bir simgesini […]
Ecevit’in kırsal kalkınma ve toplumsal dönüşüm vizyonunun en somut ve iddialı projesidir. Fikri temelleri daha eskiye dayansa da, Ecevit tarafından sahiplenilmiş ve 1978’de pilot uygulamalarına başlanmıştır. Projenin amacı, dağınık ve hizmet götürülmesi zor olan köyleri, merkezi bir “köy-kent” etrafında toplayarak, bu merkezlere okul, sağlık ocağı, fabrika, kooperatif gibi sosyal ve ekonomik altyapı hizmetlerini getirmektir. Bu […]
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 1973 genel seçimlerinde kullandığı seçim bildirgesinin ve ana kampanya sloganının adıdır. Bu ifade, basit bir sloganın ötesinde, Ecevit’in siyasi vizyonunu özetleyen güçlü bir metafordur. O dönemdeki sağ iktidarları ve Milliyetçi Cephe hükümetlerini “karanlık” ve “baskıcı” olarak niteleyen bir siyasi ortama karşı, CHP’yi ve Ecevit’i aydınlığın, umudun, refahın ve özgürlüğün taşıyıcısı olarak […]