Ecevit’in siyasi mücadelesinin temel düşmanı olarak tanımladığı bir olgudur. “Ne yoksulluk ne baskı” dizesiyle başlayan sloganı, siyasi programının ilk hedefinin yoksullukla mücadele olduğunu gösterir. Onun için yoksulluk, sadece maddi bir yoksunluk değil, aynı zamanda insan onurunu zedeleyen, bireyi özgürlükten mahrum bırakan ve toplumsal adaletsizliğin en somut göstergesidir. Yoksulluğun kader olmadığını, yanlış politikaların ve adaletsiz bir düzenin sonucu olduğunu savunur. Bu nedenle çözümü, sadaka veya yardım dağıtmakta değil, yoksulluğu yaratan yapısal nedenleri ortadan kaldıracak köklü reformlarda (“hakça düzen“) arar.
Ecevit’in siyasi mirasının ve felsefesinin en özlü ve en kalıcı ifadesidir. İlk olarak 1973 seçim bildirgesi “Ak Günlere“nin sonunda yer almıştır. Bu slogan, diyalektik bir yapıya sahiptir. “Ne ezen ne ezilen” kısmı, mevcut ve potansiyel tüm sömürü ve baskı biçimlerine karşı bir duruşu ifade eder. Bu, sadece sermayenin emeği sömürdüğü kapitalist düzene değil, aynı zamanda […]
Ecevit’in söyleminde “feodalite” veya “ağalık düzeni,” Türkiye’nin geri kalmışlığının ve sosyal adaletsizliğin temel nedenlerinden biridir. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki toplumsal yapıyı eleştirirken bu kavrama başvurur. “Toprak işleyenin, su kullananın” sloganı, doğrudan bu feodal toprak mülkiyeti düzenini hedef alır. Ecevit’e göre feodalite, sadece ekonomik bir sömürü sistemi değil, aynı zamanda insanların iradesini baskı altına alan, […]
Ecevit’in “halkçı ekonomi” modelinin temel araçlarından biridir. Onun için kooperatifler, sermayenin tekelleşmesini önlemenin ve ekonomik gücü tabana, yani halka yaymanın en etkili yoludur. Ne katı devletçiliği ne de vahşi kapitalizmi benimseyen Ecevit, üçüncü bir yol olarak halkın kendi ekonomik örgütlenmelerini kurmasını savunmuştur. Köy-Kent projesinin temelinde de kalkınma kooperatifleri yer alıyordu. Bu modelde, küçük üreticiler (köylüler, […]