Terörle mücadele bağlamında kullanılan ve Türk milliyetçiliğinin iki temel sembolü olan bayrak ve ezanı bir araya getiren güçlü bir slogandır. Bu ifade, mücadeleyi sadece bir toprak bütünlüğü meselesi olarak değil, aynı zamanda ulusun dini ve milli kimliğine yönelik bir tehdit olarak çerçeveler. Söylemin retorik gücü, bu iki kutsal değeri tehlike altında göstererek, verilecek mücadelenin meşruiyetini ve kutsallığını pekiştirmesinden gelir. Çiller, bu sloganı kullanarak en geniş milliyetçi-muhafazakar kitlelerin duygularına hitap etmeyi amaçlamıştır.
1996’daki Kardak Krizi sırasında ulusal egemenlik konusundaki tavizsiz tutumunu ifade etmek için kullandığı bir sözdür. Bu ifade, vatan toprağının en küçük parçasının bile can pahasına savunulacağını belirterek, milliyetçi duyguları en üst seviyeye çıkarmayı hedefler. “Çakıl taşı” metaforu, soyut bir kavram olan “vatan toprağını” somutlaştırarak, mesajın halk tarafından kolayca anlaşılmasını ve benimsenmesini sağlar. Bu söz, Çiller’in […]
Ocak 1996’da Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan Kardak Krizi sırasında, Yunanistan’ın adaya bayrak dikip asker çıkarmasına karşı gösterdiği sert tepkiyi ifade eden kararlı bir ültimatomdur. Bu söz, geri adım atılmayacağını, egemenlik haklarından taviz verilmeyeceğini ve gerekirse askeri gücün kullanılacağını net bir şekilde ortaya koyar. Bu ifade, Çiller’in ulusal kriz anlarında “şahin” ve kararlı bir lider […]
Tam hali “Bu millet uğruna, ülke uğruna, devlet uğruna kurşun atan da yiyen de her zaman bizim için saygıyla anılır. Onlar şereflidirler” olan bu ifade , 3 Kasım 1996’daki Susurluk Kazası sonrası yapılmış en tartışmalı açıklamalardan biridir. Bu söz, devlet adına hareket ettiğini iddia eden yasa dışı unsurları (Abdullah Çatlı gibi) meşrulaştırma ve onlara sahip […]