Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Mart 1995’te Kuzey Irak’taki PKK kamplarına yönelik başlattığı geniş kapsamlı sınır ötesi askeri operasyonun adıdır. Çiller, bu operasyonu “Sakarya’dan, hatta komutanların bana söylediğine göre Plevne’den bu yana en büyük kara harekatı” olarak tanımlamıştır. Bu benzetme, güncel bir askeri operasyonu, Türk tarihinin kahramanlık destanlarıyla (Sakarya Meydan Muharebesi, Plevne Savunması) aynı düzleme koyarak onu yüceltme ve kutsallaştırma amacı güder. Bu, terörle mücadeleyi bir “İstiklal Savaşı” devamı gibi sunma retoriğinin bir parçasıdır.
Çiller’in başbakanlığı döneminde PKK terörüyle mücadeledeki kararlılığını ve tavizsiz tutumunu ifade eden en ikonik sloganıdır. Söylem, soruna müzakere veya siyasi çözüm kapılarını kapatarak, sadece askeri ve güvenlikçi bir çözümün mümkün olduğunu ima eder. Tekrarlanan “ya bitecek” yapısı, retorik olarak kesinlik, kaçınılmazlık ve mutlak bir irade sergiler. Bu ifade, 90’ların güvenlikçi politikalarının ve “düşük yoğunluklu savaş” […]
3 Kasım 1996’da Balıkesir’in Susurluk ilçesinde meydana gelen ve devlet-siyaset-mafya ilişkilerini ortaya çıkaran trafik kazasıyla anılan skandaldır. Çiller’in siyasi lügatinde “Susurluk,” onun devlet anlayışını ve güvenlik paradigmasını en net şekilde ortaya koyan olaydır. Kazanın ardından yaptığı “Kurşun atan da yiyen de şereflidir” açıklaması, bu olaya bakışını özetler. Susurluk, Çiller için devletin bekası adına yürütülen “kirli […]
Ocak 1996’da Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan Kardak Krizi sırasında, Yunanistan’ın adaya bayrak dikip asker çıkarmasına karşı gösterdiği sert tepkiyi ifade eden kararlı bir ültimatomdur. Bu söz, geri adım atılmayacağını, egemenlik haklarından taviz verilmeyeceğini ve gerekirse askeri gücün kullanılacağını net bir şekilde ortaya koyar. Bu ifade, Çiller’in ulusal kriz anlarında “şahin” ve kararlı bir lider […]