Ocak 1996’da Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan Kardak Krizi sırasında, Yunanistan’ın adaya bayrak dikip asker çıkarmasına karşı gösterdiği sert tepkiyi ifade eden kararlı bir ültimatomdur. Bu söz, geri adım atılmayacağını, egemenlik haklarından taviz verilmeyeceğini ve gerekirse askeri gücün kullanılacağını net bir şekilde ortaya koyar. Bu ifade, Çiller’in ulusal kriz anlarında “şahin” ve kararlı bir lider portresi çizme stratejisinin en başarılı örneklerinden biridir ve kamuoyunda büyük bir destek bulmuştur.
3 Kasım 1996’da Balıkesir’in Susurluk ilçesinde meydana gelen ve devlet-siyaset-mafya ilişkilerini ortaya çıkaran trafik kazasıyla anılan skandaldır. Çiller’in siyasi lügatinde “Susurluk,” onun devlet anlayışını ve güvenlik paradigmasını en net şekilde ortaya koyan olaydır. Kazanın ardından yaptığı “Kurşun atan da yiyen de şereflidir” açıklaması, bu olaya bakışını özetler. Susurluk, Çiller için devletin bekası adına yürütülen “kirli […]
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Mart 1995’te Kuzey Irak’taki PKK kamplarına yönelik başlattığı geniş kapsamlı sınır ötesi askeri operasyonun adıdır. Çiller, bu operasyonu “Sakarya’dan, hatta komutanların bana söylediğine göre Plevne’den bu yana en büyük kara harekatı” olarak tanımlamıştır. Bu benzetme, güncel bir askeri operasyonu, Türk tarihinin kahramanlık destanlarıyla (Sakarya Meydan Muharebesi, Plevne Savunması) aynı düzleme koyarak onu […]
Çiller’in, Türk tarihinin en önemli yazılı anıtları olan “Göktürk Kitabeleri” (Orhun Yazıtları) demek isterken yaptığı bir başka gaftır. Bu tür tarihsel ve kültürel hatalar, özellikle milliyetçi söylemi yoğun bir şekilde kullanan bir lider için, entelektüel birikimi ve konuya hakimiyeti konusunda ciddi şüpheler uyandırmıştır. Rakipleri tarafından, onun milliyetçiliğinin derinlikli bir bilgiden çok, yüzeysel ve ezbere dayalı […]