Soğuk Savaş döneminde, Sovyetler Birliği’nin ideolojik ve jeopolitik yayılmacılığına karşı kullanılan bir alarm ifadesidir. Bayar’ın dış politika söyleminde bu “tehlike“, Türkiye’nin neden Batı Bloku’na ve NATO’ya üye olması gerektiğini açıklayan temel bir gerekçedir. İç politikada ise, sol muhalefeti gayrimeşru kılmak ve milli birlik çağrısı yapmak için kullanılmıştır.
Soğuk Savaş döneminde, Bayar’ın Türkiye’nin uluslararası konumunu tanımlamak için kullandığı jeopolitik bir terimdir. Türkiye’nin, Sovyetler Birliği’nin başını çektiği Doğu Bloku’na karşı, ABD liderliğindeki “Hür Dünya“nın bir parçası olduğunu ifade eder. Bu terim, Türkiye’nin NATO üyeliği ve Batı ile askeri, siyasi ve ekonomik ittifaklarını meşrulaştırmak için kullanılır.
Soğuk Savaş döneminde Türkiye’nin dış politikasını ve güvenlik anlayışını şekillendiren temel unsurdur. Bayar’ın konuşmalarında, Sovyetler Birliği’nin hem askeri hem de ideolojik olarak Türkiye için bir varoluşsal tehdit oluşturduğu sürekli vurgulanır. Bu “tehdit” algısı, Türkiye’nin NATO’ya girmesini, ABD ile yakın ittifak kurmasını ve Batı Bloku içinde yer almasını zorunlu kılan ana argüman olarak sunulur.
“Hür Dünya” ile eş anlamlı olarak kullanılan, Batı Bloku’na üye demokratik ülkeleri tanımlayan bir ifadedir. Bu terim, bu ülkelerin Sovyetler Birliği’nin etkisi altındaki “esir milletlerin” aksine, kendi kaderlerini tayin etme özgürlüğüne sahip olduğunu vurgular. Bayar, Türkiye’yi bu “serbest milletler” topluluğunun onurlu bir üyesi olarak takdim eder.