Soğuk Savaş döneminde, Sovyetler Birliği’nin ideolojik ve jeopolitik yayılmacılığına karşı kullanılan bir alarm ifadesidir. Bayar’ın dış politika söyleminde bu “tehlike“, Türkiye’nin neden Batı Bloku’na ve NATO’ya üye olması gerektiğini açıklayan temel bir gerekçedir. İç politikada ise, sol muhalefeti gayrimeşru kılmak ve milli birlik çağrısı yapmak için kullanılmıştır.
Bayar’ın, özellikle Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’na atıfta bulunurken kullandığı, dönemin yaygın ifadesidir. Bu terim, savaşların küresel ölçeğini ve yıkıcılığını vurgular. Dış politika konuşmalarında, Türkiye’nin bu büyük çatışmalardan çıkardığı dersleri ve barışı koruma arzusunu belirtmek için bir referans noktası olarak kullanılır.
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü. Bayar’ın cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye’nin üyeliğinin gerçekleştiği bu askeri ittifak, onun dış politika lügatinin merkezinde yer alır. Bayar için NATO, sadece bir askeri pakt değil, aynı zamanda Türkiye’nin “Hür Dünya“ya ve Batı medeniyetine ait olduğunun en somut kanıtıdır. Sovyet tehdidine karşı ulusal güvenliğin temel garantisi olarak sunulmuştur
“Hür Dünya” ile eş anlamlı olarak kullanılan, Batı Bloku’na üye demokratik ülkeleri tanımlayan bir ifadedir. Bu terim, bu ülkelerin Sovyetler Birliği’nin etkisi altındaki “esir milletlerin” aksine, kendi kaderlerini tayin etme özgürlüğüne sahip olduğunu vurgular. Bayar, Türkiye’yi bu “serbest milletler” topluluğunun onurlu bir üyesi olarak takdim eder.