Bir Cenab-ı Allah’ın, Bir de Türk Milletinin Önünde Eğilirim
Çiller’in siyasi lügatindeki en ikonik ve en sık tekrarladığı ifadelerden biridir. Özellikle medya patronları ve siyasi rakipleriyle girdiği mücadelelerde kullandığı bu söz, kendisini sadece iki üstün güce (Allah ve millet) karşı sorumlu tuttuğunu, bunun dışındaki hiçbir baskı grubuna, kartele veya siyasi güce boyun eğmeyeceğini ilan eder. Bu, kendisini milletin iradesinin yegane temsilcisi olarak konumlandıran ve tüm muhaliflerini “millet dışı” güçler olarak yaftalayan popülist bir meydan okumadır.
Genel başkanlıktan ayrıldığı kongrede yaptığı veda konuşmasında sarf ettiği, geleceğe yönelik bir aklanma ve meşruiyet iddiası içeren bir sözdür. Bu ifade, mevcut siyasi konjonktürde (seçim yenilgisi sonrası) hizmetlerinin ve başarılarının takdir edilmediğini, “vicdanların sustuğunu” kabul eder. Ancak nihai yargıyı verecek olanın “tarih” olduğunu ve tarihin kendi lehine “haykıracağını” iddia ederek, bugünün yenilgisini yarının zaferine dönüştürme […]
Çiller’in kendisine yöneltilen eleştirileri ve siyasi saldırıları kişisel ve cinsiyet temelli bir mağduriyet anlatısına dönüştürmek için kullandığı kilit bir ifadedir. Bu sözle, yaşadığı zorlukların sadece siyasi bir rekabetten kaynaklanmadığını, aynı zamanda “kadın” olduğu için daha fazla ve haksız bir şekilde hedef alındığını ima eder. Bu retorik, hem kadın seçmenlerle empati kurmayı hem de rakiplerini “kadın […]
Çiller’in, genel başkanlıktan ayrıldığı kongrede Doğru Yol Partisi (DYP) camiasını tanımlamak için kullandığı duygusal bir ifadedir. “Hayatımın en büyük gururu… bu asil ve soylu ailenin… genel başkanı olmak olmuştur” sözü, parti üyeliğini ve siyasi davayı, kan bağına benzer kutsal ve onurlu bir aidiyete dönüştürür. Bu ifade, siyasi bir organizasyonu, duygusal bağları güçlü, ortak bir geçmişe […]