“Dava adamı”, kişisel menfaatlerini geri plana iten, inandığı ülkü için bedel ödemeye hazır siyasi insan tipidir. Türkeş’in söyleminde dava adamlığı, sabır, sadakat, disiplin ve fedakârlıkla birlikte düşünülür.
Bu kavram, ülkücü hareket içinde ideal kadro tanımı üretir. Retorik olarak hareket mensuplarına nasıl biri olmaları gerektiğini gösteren ahlaki bir model sunar.
“Teşkilat”, Türkeş’in siyasi dilinde parti örgütünden daha fazlasıdır. Teşkilat, davayı taşıyan, kadroları yetiştiren, disiplini sağlayan ve siyasi hafızayı canlı tutan yapıdır. Bu kavram, ülkücü hareketin dağınık bir sempati alanı olmaktan çıkıp örgütlü bir siyasi güce dönüşmesini ifade eder. Türkeş’in söyleminde teşkilatsız ideal, eksik ve savunmasızdır.
“Ülkü”, Türkeş’in siyasal dilinde sıradan bir hedef değil, hayatı yönlendiren yüksek ideal anlamına gelir. Ülkü, bireysel çıkarlardan üstün tutulan milli dava fikridir. Bu kavram, hareket mensuplarını gündelik siyasetin ötesinde tarihsel bir göreve çağırır. Retorik işlevi, siyasi bağlılığı manevi bir sorumluluk seviyesine yükseltmektir.
“Dava”, Türkeş’in lügatinde siyasi mücadeleyi ahlaki ve tarihsel bir görev haline getiren ana kavramlardan biridir. Dava, yalnızca parti başarısı için değil, milletin bekası, devletin güçlenmesi ve Türk dünyasının yükselişi için verilen uzun soluklu mücadeleyi anlatır. Bu kelime, hareket içinde sadakat ve fedakârlık üretir. “Dava adamı” tipi de bu kavramdan doğar.