Gazeteci Duygu Asena’nın feminizmle ilgili bir sorusuna verdiği kaçamak ve ironik yanıttır: “Bunun icabı vardır veya yoktur bu ayrı bir mesele… İcabı varsa feminizm fevkalade bir şeydir“. Bu cevap, Demirel’in tam olarak anlamadığı veya muhafazakâr tabanını rahatsız edebilecek bir konuda net bir pozisyon almaktan kaçınma stratejisini gösterir. “İcabı varsa” koşulunu ekleyerek, konuyu kendi bağlamından koparıp pragmatik bir “fayda” analizine indirger. Bu hem soruyu cevapsız bırakmayan hem de herhangi bir risk almayan tipik bir Demirel manevrasıdır.
Yunanistan’ın “Ege bir Yunan gölüdür” iddiasına karşı verdiği, üç aşamalı ve mantıksal bir yapıya sahip nüktedan bir yanıttır: “Ege bir Türk gölü değildir. Ege bir Yunan gölü de değildir. Binaenaleyh, Ege bir göl de değildir“. Bu cevabın ilk iki cümlesi Türkiye’nin dengeli ve uluslararası hukuka uygun pozisyonunu belirtirken, son cümle konuyu absürt bir mantıkla sonlandırarak […]
1980 öncesi dönemde, siyasi rakibi Bülent Ecevit’in yönetim becerisini ve hükümetinin etkinliğini eleştirmek için kullandığı aşağılayıcı bir benzetmedir. Bu ifade, Ecevit’i pratik zekadan yoksun, elindeki kaynakları yönetemeyen ve beceriksiz bir lider olarak tasvir eder. “Kaz” gibi kırsal hayata ait bir imge kullanılması, Demirel’in kendi “halk adamı” kimliğini ve pratik zekasını, Ecevit’in ise halktan kopuk ve […]
Hükümetin yaptığı bir zammı savunurken kullandığı, siyasi dilin gerçekliği nasıl eğip bükebileceğini gösteren (euphemism/örtmece) tipik bir örnektir. Bu ifade, olumsuz bir eylemi (zam) olumlu veya teknik bir kavramla (“kalite ayarlaması“) yeniden adlandırarak halkın tepkisini yumuşatmayı amaçlar. Retorik işlevi, sorumluluğu belirsizleştirmek ve tartışmayı ekonomik bir zorunluluktan teknik bir detaya kaydırmaktır. Bu söz, Demirel’in nüktedan ve kelime […]