Özal’ın, devletin ve bürokrasinin bireylerin ve girişimcilerin önündeki engellerini kaldırma eylemini tanımlamak için kullandığı bir metafordur. Ona göre Türk insanı “fevkalade kabiliyetlidir” ancak bürokrasinin “ipleriyle” bağlanmıştır. Bu ipler çözüldüğünde insanlar “harikalar yaratacaktır”. Bu metafor, onun liberal bireycilik felsefesini ve anti-bürokratik duruşunu halkın anlayacağı basit ve güçlü bir imgeyle ifade eder.
Özal’ın, karayolu taşımacılığını ve otomotiv endüstrisini önceliklendiren kalkınma modelini savunurken, demiryolu yatırımlarını komünist/Sovyet tipi bir devletçi planlama anlayışıyla özdeşleştirerek itibarsızlaştırmak için kullandığı iddia edilen bir ifadedir. Bu söz, onun pragmatik ve piyasa odaklı yaklaşımını, devletçi modellere karşıtlığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyar.
Özal’ın ekonomik programının temel direklerinden biridir. Kamu İktisadi Teşebbüsleri’nin (KİT) özel sektöre devredilmesini ifade eder. Söyleminde özelleştirmeyi, devleti hantal ve verimsiz yapısından kurtaracak, ekonomiye dinamizm getirecek ve “Devlet Baba” anlayışını yıkacak bir reform olarak sunmuştur. Bu kavram, onun liberal ve piyasa odaklı ideolojisinin en somut politika yansımalarından biridir.
Özal’ın söyleminde, değişime direnen, eski alışkanlıkları ve kurumları savunan her türlü gücü tanımlamak için kullanılan olumsuz bir kavramdır. Başta bürokrasi, eski siyasi partiler ve devletçi zihniyet olmak üzere, kendi reformlarının karşısındaki tüm engelleri “statükocu” olarak etiketlemiştir. Bu kelimeyi kullanarak, kendisini değişimin ve ilerlemenin, rakiplerini ise geriliğin ve ataletin temsilcisi olarak konumlandırmıştır.