Halkın emeğini ve ülkenin kaynaklarını sömüren grupları (Beşli Çete, mafya, baronlar vb.) tanımlamak için kullanılan çok sert bir metafordur. Bu ifade, söz konusu grupların faaliyetlerini, bir canlının yaşam kaynağını tüketen bir parazitin eylemine benzetir. Bu dramatizasyon, bu gruplara karşı verilecek mücadelenin sadece siyasi değil, aynı zamanda bir “varoluş” mücadelesi olduğu algısını yaratır ve halkın öfkesini mobilize etmeyi hedefler.
Kılıçdaroğlu’nun siyasi lügatine en güçlü şekilde dahil ettiği, dini ve ahlaki referanslı bir kavramdır. Yolsuzluğu, haksız zenginleşmeyi ve kamu malını zimmete geçirmeyi, kişiler arası bir haksızlık olmanın ötesinde, Allah’a karşı işlenmiş büyük bir günah olarak tanımlar. “Kul hakkı yemek en büyük günahtır” diyerek, yolsuzlukla mücadeleyi siyasi bir görevden ahlaki ve manevi bir zorunluluğa yükseltir. Bu […]
Mevcut iktidarı, zulüm, kibir ve halktan kopuklukla özdeşleşen tarihi ve dini bir figür olan Firavun’a benzeten güçlü bir metafordur. Bu ifade, yönetimi sadece siyasi bir rakip olarak değil, yıkılması gereken zalim bir düzen olarak konumlandırır. “Her firavunun bir Musa’sı vardır” diyerek, bu zalim düzene karşı kendisini halkın kurtarıcısı olarak konumlandırır ve mücadelesine ilahi bir meşruiyet […]
Kamu kaynaklarını yağmalayan, yolsuzlukla zenginleşen bir azınlığın kurduğu düzeni ve iktidarı tanımlamak için kullanılan güçlü bir metafordur. “Harami” kelimesi, bu kişileri basitçe yolsuzluk yapanlar olarak değil, halkın malını zorla ve hileyle alan “eşkıyalar” olarak resmeder. “Saltanat” kelimesi ise bu düzenin kurumsallaştığını ve babadan oğula geçen bir sistem gibi yerleştiğini ima eder. “Haramilerin saltanatını yıkacağız” sloganı, […]