Çiller’in, kendisini eleştiren ve muhalefet eden büyük medya gruplarını (özellikle Aydın Doğan medyasını) tanımlamak için kullandığı bir terimdir. “Kartel” kelimesi, bu medya gruplarını sadece habercilik yapan kurumlar olarak değil, kendi ekonomik ve siyasi çıkarları için bir araya gelmiş, tekelci ve yasa dışı bir yapı olarak tasvir eder. Bu söylem, medyayı dördüncü kuvvet olmaktan çıkarıp, halkın iradesine karşı komplo kuran bir “düşman” olarak konumlandırır. Bu, Çiller’in kendisini bu “kartele” karşı milleti savunan yalnız kahraman olarak sunduğu popülist stratejinin temel taşıdır.
2002 seçimleri öncesi miting meydanlarından AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik yaptığı meydan okuma çağrısıdır. “Gücün varsa, bilgin varsa, cesaretin varsa… Çık karşıma bu akşam televizyonlardaaa…” şeklindeki bu hitap, siyasi tartışmayı bir fikir yarışmasından çıkarıp, kişisel bir cesaret testine ve er meydanına davete dönüştürür. Sondaki “televizyonlardaaa” kelimesini uzatarak söylemesi, bu meydan okumaya dramatik ve teatral […]
Çiller’in, zabıta tören kıtasını denetlerken onlara “Merhaba asker!” diye selam vermesiyle ortaya çıkan bir gaftır. Bu hata, protokol ve devlet teamülleri konusundaki bilgisizliği veya dikkatsizliği olarak yorumlanmış ve uzun süre alay konusu olmuştur. Bu tür gaflar, bir başbakanın ciddiyeti ve devlet yönetimine hakimiyeti konusunda kamuoyunda olumsuz bir algı yaratma potansiyeli taşır. Siyasi imajının hem halka […]
2002 seçimleri öncesinde, Dünya Bankası’ndan gelerek ekonominin başına geçen ve daha sonra siyasete atılan Kemal Derviş’i hedef almak için kullandığı bir ifadedir. “Siz hiç ithal kumandanlarla kurtuluş savaşı kazanıldığını gördünüz mü?” sorusuyla bu ifadeyi güçlendirmiştir. “İthal kumandan” benzetmesi, Derviş’i Türkiye’nin gerçeklerinden kopuk, dışarıdan atanmış, milli olmayan ve dolayısıyla güvenilmez bir figür olarak kodlar. Bu, milliyetçilik […]