Çiller’in, kendisini eleştiren ve muhalefet eden büyük medya gruplarını (özellikle Aydın Doğan medyasını) tanımlamak için kullandığı bir terimdir. “Kartel” kelimesi, bu medya gruplarını sadece habercilik yapan kurumlar olarak değil, kendi ekonomik ve siyasi çıkarları için bir araya gelmiş, tekelci ve yasa dışı bir yapı olarak tasvir eder. Bu söylem, medyayı dördüncü kuvvet olmaktan çıkarıp, halkın iradesine karşı komplo kuran bir “düşman” olarak konumlandırır. Bu, Çiller’in kendisini bu “kartele” karşı milleti savunan yalnız kahraman olarak sunduğu popülist stratejinin temel taşıdır.
2002 seçimleri öncesinde, siyasi yasağı nedeniyle seçime giremeyecek olan AKP lideri Tayyip Erdoğan’ı hedef alan alaycı bir ifadedir. Geleneksel gölge oyunu karakteri Hacivat’a yapılan bu benzetme, Erdoğan’ı “asıl aktör” (Karagöz) olmayan, geçici, göstermelik ve yetkisiz bir figür olarak tasvir etmeyi amaçlar. “4 Kasım’da yok” diyerek hukuki durumuna vurgu yapar ve seçmen nezdinde liderliğini itibarsızlaştırmaya çalışır. […]
1995 seçimleri öncesinde ve sonrasında, en büyük rakibi olan ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ı hedef almak için sürekli tekrarladığı bir polemik ifadesidir. “Kaçmak” fiili, Yılmaz’ı bir siyasi rakip olarak değil, tartışmadan, sorumluluktan ve yüzleşmekten korkan bir “korkak” olarak tasvir eder. Bu kişiselleştirilmiş saldırı, siyasi gündemi politika tartışmalarından uzaklaştırıp, liderlerin cesareti ve karakteri üzerine bir çekişmeye […]
2002 seçimleri öncesinde, Dünya Bankası’ndan gelerek ekonominin başına geçen ve daha sonra siyasete atılan Kemal Derviş’i hedef almak için kullandığı bir ifadedir. “Siz hiç ithal kumandanlarla kurtuluş savaşı kazanıldığını gördünüz mü?” sorusuyla bu ifadeyi güçlendirmiştir. “İthal kumandan” benzetmesi, Derviş’i Türkiye’nin gerçeklerinden kopuk, dışarıdan atanmış, milli olmayan ve dolayısıyla güvenilmez bir figür olarak kodlar. Bu, milliyetçilik […]