Milli Mücadele döneminde, işgal güçlerine karşı halkın kendiliğinden oluşturduğu silahlı direniş örgütleridir. Bayar’ın lügatinde “Kuvayı Milliye“, ordunun değil, sivil halkın inisiyatifiyle başlayan bir vatan savunmasının ruhunu temsil eder. Kendi “Galip Hoca” kimliğini bu ruhun bir parçası olarak sunar ve bu sayede DP’nin mücadelesini de, tıpkı Kuvayı Milliye gibi, milletin kendi kaderine sahip çıkma iradesinin bir yansıması olarak konumlandırır.
“Sivil direniş” anlamına gelen bu terim, Bayar’ın Milli Mücadele’deki “Galip Hoca” rolünü tanımlar. Düzenli ordunun müdahalesinden önce, halkın kendi inisiyatifiyle işgale karşı koymasını ifade eder. Bu kavram, Bayar’ın sivil siyasetin ve halk inisiyatifinin gücüne olan inancını yansıtır ve onun askeri kökenli liderlerden farkını ortaya koyar.
DP’nin ve Bayar’ın, kendilerini halkın gerçek temsilcisi olarak konumlandırmak için kullandığı bir metafordur. Bu ifade, CHP’nin bürokratik ve elitist bir zümrenin sesi olduğunu, DP’nin ise uzun yıllar sessiz kalmış veya sesi duyulmamış olan geniş halk kitlelerinin, köylünün, esnafın, yani “milletin” bizatihi kendisinin sesi olduğunu iddia eder. Bu, DP’nin popülist ve vesayet karşıtı söyleminin temelini oluşturur.
Celal Bayar’ın, Milli Mücadele ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına dair anılarını topladığı 8 ciltlik eserinin adıdır. Bu başlık, Atatürk’ün “Nutuk“una bir gönderme içerir. Atatürk’ün “tarihi yazdığı” Nutuk’a karşılık, Bayar’ın “Ben de Yazdım” demesi, kendisini o dönemin en önemli tanıklarından ve aktörlerinden biri olarak konumlandırma ve kendi perspektifini tarihe not düşme arzusunu yansıtır. Eser, Bayar’ın “Galip Hoca” […]