Toplumun genel görüş ve davranış kalıplarının dışında kalan, aşırı ve aykırı olarak görülen grupları veya fikirleri tanımlamak için kullanılan bir sıfattır. Özellikle Gezi Parkı protestoları sırasında, eylemcileri “halkın genelini temsil etmeyen üç-beş marjinal grup” olarak nitelemek için kullanılmıştır. Bu, toplumsal muhalefeti, meşru bir tepki olmaktan çıkarıp, toplumun değerlerine yabancı, küçük ve önemsiz bir azınlığın işi olarak çerçeveleyerek itibarsızlaştırma amacı güder.
Siyasi rakipleri, özellikle muhalefet partilerini, LGBT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans) haklarını savunmaları üzerinden olumsuz bir şekilde etiketlemek ve kriminalize etmek için kullanılan pejoratif bir ifadedir. Bu kullanım, muhalefet partilerini “milletin kutsal aile yapısına” karşı, dış kaynaklı ve ahlak dışı bir gündemin taşıyıcısı olarak çerçeveler. “AK Parti’ye LGBT sızabilir mi?” gibi retorik sorularla, kendi partisini ve […]
İlk olarak 2013 Gezi Parkı protestoları sırasında protestocuları tanımlamak için kullanılan, aşağılayıcı ve küçümseyici bir ifadedir. Bu terimle, protestocuların meşru talepleri olan vatandaşlar değil, düzene ve kamu malına zarar veren, yağmacı ve başıboş bir güruh olduğu ima edilmiştir. “Çapulcu” kelimesinin kullanımı, toplumsal bir muhalefet hareketini kriminalize etme ve siyasi taleplerini itibarsızlaştırma stratejisinin bir parçasıdır. Protestocuların […]
Siyasi söylemde, ortalama bir Avrupalı veya Batılı vatandaşı temsil etmek için kullanılan sembolik bir isimdir. Bu kullanım, “Helga”yı, “Ayşe,” “Fatma,” “Hasan,” “Hüseyin” gibi tipik Türk isimlerinin karşısına koyarak güçlü bir “Biz ve Onlar” ayrımı yaratır. “Helga hızlı trene binecek de Ayşem, Fatmam neden binemesin?” örneğinde olduğu gibi, bu retorik, geçmişte modernliğin, yüksek teknolojinin ve refahın […]