İlk olarak 2017 Anayasa Referandumu sonrasında, özellikle büyükşehirlerdeki oy kayıplarının ardından Erdoğan tarafından AK Parti teşkilatlarındaki performans düşüklüğünü, heyecan kaybını ve yıpranmayı tanımlamak için kullanılan bir metafordur. Bu ifadenin kullanımı, basit bir teşhisin ötesinde, partideki geniş çaplı bir tasfiye operasyonunu meşrulaştıran bir örtmece (euphemism) işlevi görmüştür. Bu süreçte, aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in de bulunduğu seçimle gelmiş birçok belediye başkanı istifaya zorlanmıştır. “Metal yorgunluğu” söylemi, bu otoriter ve merkeziyetçi müdahaleyi, “partinin yenilenmesi” ve “bayrak değişimi” gibi daha kabul edilebilir bir çerçeveye oturtmuştur. Bu sürecin doğası, Gökçek’in istifasını “Emir demiri keser” sözleriyle açıklamasıyla net bir şekilde ortaya konmuştur. Bu kavram, AK Parti’nin “dava” hareketi olma ideali ile seçim kazanma pragmatizmi arasındaki gerilimi de gözler önüne serer. “Dava“ya yıllarını vermiş isimlerin, seçim sonuçları nedeniyle “yorgun” ilan edilerek görevden alınması, ideolojik sadakatin yerini seçim başarısı pragmatizminin aldığını gösterir. Bu tasfiye, liderin mutlak otoritesini pekiştirirken, Balıkesir Belediye Başkanı’nın istifa ederken ailesine yönelik tehditlerden bahsetmesi gibi olaylar, “onurlu bir çıkış” anlatısının arkasındaki sert gerçekliği ortaya koymuştur.