Türkiye’nin fiziki sınırlarının ötesinde, Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras kalan ve ortak tarih, kültür ve inanç bağlarıyla bağlı olunan coğrafyaları (Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Kuzey Afrika) ifade eden bir dış politika kavramıdır. Bu terim, “Yeni Türkiye” vizyonunun sadece ulusal sınırlarla kısıtlı olmadığını, Türkiye’nin bu “gönül coğrafyasında” tarihi bir sorumluluğu ve liderlik misyonu olduğunu ima eder. Dış politikayı, reelpolitik çıkarların ötesinde, manevi ve tarihi bir “dava” olarak çerçeveler.
“Yoluyla,” “biçimiyle,” “aracılığıyla” anlamlarına gelen, Osmanlıca kökenli bir zarftır. Resmi ve hukuki dilde sıkça kullanılan bu kelime, Erdoğan’ın hitabetinde konuşmaya bir ağırlık, bir resmiyet ve bir vukufiyet katmak için kullanılır. “Bu yasayı çıkarmak suretiyle…” gibi bir kullanım, yapılan eylemin planlı, usulüne uygun ve ciddi bir iş olduğunu vurgular.
Türk mitolojisinde fethedilmesi hedeflenen, ulaşıldıkça daha ileriye taşınan bir ülküyü simgeleyen “Kızılelma“, Erdoğan’ın söyleminde modern Türkiye için yeniden formüle edilmiştir. Bu kavram, bir yandan “Türkiye Yüzyılı” gibi soyut ve büyük bir ulusal hedefi, diğer yandan Bayraktar Kızılelma insansız savaş uçağı gibi somut teknolojik başarıları ifade eder. Bu çift anlamlı kullanım, Türkiye’nin hem manevi hedefleri olan […]
Genellikle bir konuşmanın başında veya ortasında, geçmişteki olumsuz durumlarla bugünkü başarıları kıyaslamak için kullanılan bir geçiş ifadesidir. “Türkiye’nin 20 yıl önce geldiği noktayı hatırlayın…” gibi kullanımlarla, iktidarının ülkeyi ne kadar ileriye taşıdığını vurgular. Bu, siyasi rakiplerin eleştirilerini, geçmişteki kendi başarısızlıklarıyla kıyaslayarak etkisizleştiren ve kendi icraatlarını tartışılmaz bir başarı hikayesi olarak sunan bir retorik tekniktir. Bu, […]