Kılıçdaroğlu’nun düzenlediği büyük mitinglere verdiği isimdir. Bu isimlendirme, mitinglerin sadece bir parti etkinliği olmadığını, aynı zamanda ekonomik kriz, adaletsizlik ve baskılardan bunalan halkın genelinin taleplerini ve çığlığını dile getiren bir platform olduğunu vurgular. Kendisini ve partisini, sessiz yığınların sözcüsü olarak konumlandırma stratejisinin bir parçasıdır.
Kılıçdaroğlu’nun söyleminde esnaf, ekonomik krizden en çok etkilenen, “siftahsız kepenk kapatan” ve devlet tarafından yalnız bırakılan toplumsal kesimin bir sembolüdür. Esnafın sorunlarına sıkça değinmesi, “halkın içinden biri” ve “milletin sesi” olma iddiasını güçlendirir. Onun için esnaf, ekonominin bel kemiği ve toplumsal dokunun temel taşıdır. Vaatleri arasında esnafın borç faizlerinin silinmesi gibi somut öneriler bulunur.
Kılıçdaroğlu’nun sosyal politika alanındaki en önemli ve somut vaadidir. Bu proje, yoksulluk sınırının altında geliri olan her aileye devlet tarafından asgari gelir güvencesi sağlanmasını, sosyal yardımların lütuf olmaktan çıkarılıp bir hak haline getirilmesini hedefler. Temel amacı, “hiçbir çocuğun yatağa aç girmemesi” ilkesini hayata geçirmektir. Bu vaat, CHP’nin sosyal devlet anlayışını ve yoksullukla mücadeledeki önceliğini somutlaştıran, […]
Siyasetçinin halka karşı kibirli değil, son derece mütevazı ve hizmetkâr olması gerektiğini anlatan bir ifadedir. “Türab” (toprak, toz) kelimesi, bu tevazunun derecesini en üst seviyeye çıkarır. Bu söylem, “Saray” ve onun temsil ettiği kibirli yönetim anlayışının tam zıddı bir siyaset felsefesi sunar: halka tepeden bakmak yerine, ona hizmet etmeyi en büyük onur saymak.