Yılmaz’ın siyasi kimliğinde liberalizmle birlikte dengeleyici bir unsur olarak yer alan bir kavramdır. Ancak onun milliyetçilik anlayışı, rakiplerinin (özellikle MHP’nin) milliyetçiliğinden farklıdır. “Tatlı su milliyetçileri” veya “Bazlama – börek milliyetçileri” gibi ifadelerle, rakip milliyetçiliği sığ ve folklorik olmakla eleştirir. Kendi pozisyonunu ise daha rasyonel, pragmatik ve Batı ile entegrasyonu dışlamayan bir “vatanseverlik” olarak sunar. Onun için milliyetçilik, Türkiye’nin AB gibi uluslararası projelerdeki ulusal çıkarlarını korumak anlamına gelir, içe kapanmacı bir ideoloji değildir.
Yılmaz’ın, 1990’lardaki en büyük siyasi rakibi Tansu Çiller’e hitap ederken kullandığı standart ifadedir. Bu hitap, resmi bir nezaket içeriyor gibi görünse de, Yılmaz’ın polemikçi bağlamlarında genellikle küçümseyici ve ironik bir alt ton taşır. “Hanımlar… Hanımlar, Tansu Hanım’la uğraşmayın” gibi ifadelerle, onu siyaseten ciddiye alınmaması gereken bir figür olarak konumlandırmaya çalışır. “28 Aralık sabahı Tansu Hanım […]
Kamuoyunda bir konuyu veya iddiayı önemsizleştirmek, ciddiye almadığını belirtmek için kullanılan argo bir ifadedir. Yılmaz’ın bu ifadeyi hangi bağlamda kullandığına dair spesifik bir veri olmasa da, onun zaman zaman başvurduğu polemikçi ve küçümseyici dilin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Bu tür ifadeler, rakibin argümanlarını içerik olarak çürütmek yerine, onları toptan değersizleştirerek psikolojik bir üstünlük kurmayı hedefler. […]
Siyasi ittifakları veya bir araya gelen grupları niteliksizlikleri ve yetersizlikleri üzerinden eleştirmek için kullandığı bir halk deyişidir. Bu ifade, niceliğin niteliğe üstün gelemeyeceğini, bir araya gelen unsurların tek tek bozuk veya değersiz olması durumunda, oluşturdukları bütünün de değersiz olacağını vurgular. Retorik işlevi, rakip koalisyonları veya siyasi oluşumları, içlerindeki sorunlu figürler veya fikirler üzerinden toptan itibarsızlaştırmaktır. […]