Fransızca “mon cher” (azizim, dostum) ifadesinden gelen ve Türk siyasi dilinde, özellikle Dışişleri Bakanlığı’ndaki eski tip, Batılılaşmış, elitist ve halkın değerlerinden kopuk diplomatları ve bürokratları aşağılamak için kullanılan bir terimdir. Erdoğan bu ifadeyi, kendi “yerli ve milli” dış politika anlayışını, eski Türkiye’nin “vesayetçi” ve “halktan kopuk” elitlerinin anlayışından ayırmak için kullanır. “Monşer” olarak etiketlenen figürler, milletin çıkarlarını değil, Batılı başkentlerin çıkarlarını gözeten, halkı tanımayan ve küçümseyen kişiler olarak resmedilir. Bu, popülist “halk” ve “elit” karşıtlığının bürokrasiye ve dış politikaya yansıtılmasıdır.
Siyasi rakipleri, özellikle muhalefet partilerini, LGBT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans) haklarını savunmaları üzerinden olumsuz bir şekilde etiketlemek ve kriminalize etmek için kullanılan pejoratif bir ifadedir. Bu kullanım, muhalefet partilerini “milletin kutsal aile yapısına” karşı, dış kaynaklı ve ahlak dışı bir gündemin taşıyıcısı olarak çerçeveler. “AK Parti’ye LGBT sızabilir mi?” gibi retorik sorularla, kendi partisini ve […]
Özellikle Adana’da düzenlenen mitinglerde, yerel kimlik ile dini ve siyasi aidiyeti birleştiren bir slogandır. Bu ifade, “Adanalılık” kimliğini, “Allah’ın adamı” olmakla, yani doğru, dürüst ve inançlı bir duruşla özdeşleştirir. Aynı zamanda bu duruşun siyasi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında konumlandığını ima eder. Slogan, ulusal düzeydeki “yerli ve milli” söyleminin yerel bir tezahürüdür ve liderin halkla kurduğu […]
Erdoğan’ın siyasi kariyerinin başlarında, RP İstanbul İl Başkanı olduğu dönemde (1994) kullandığı bir ifadedir. “Hem laik, hem Müslüman olunmaz. İkisi bir arada olunca ters mıknatıslanma yapar” sözleriyle, laiklik ile Müslüman kimliğinin bir arada bulunamayacak, birbirini iten iki zıt kutup olduğunu iddia etmiştir. Bu ifade, daha sonra “Milli Görüş gömleğini çıkardığı” dönemdeki muhafazakâr demokrat kimliğiyle tam […]