Özellikle 2017 Anayasa Referandumu sürecinde, Türk bakanların Almanya ve Hollanda’daki kampanya etkinliklerinin engellenmesine tepki olarak bu ülkelerin hükümetlerini ve uygulamalarını nitelemek için kullanılan son derece ağır bir suçlamadır. Bu benzetme, Avrupa ülkelerinin ifade özgürlüğü ve demokrasi konusundaki iddialarını en ağır tarihsel referansla (Nazizm) vurarak çifte standartlı ve baskıcı olduklarını iddia eder. Bu, diplomatik dilin çok ötesine geçen, cepheleşmeci ve meydan okuyan bir retoriktir ve iç siyasette seçmen tabanını “haçlı zihniyetine” karşı kenetleme amacı taşır.
Türkiye’ye karşı komplo kurduğu veya saldırdığı iddia edilen tüm iç ve dış düşmanlara yönelik bir meydan okuma ifadesidir. Bu slogan, liderin ve milletin hiçbir düşmandan korkmadığını, hepsine karşı aynı anda mücadele etmeye hazır ve kararlı olduğunu gösterir. Bir kuşatılmışlık psikolojisi yaratırken, aynı zamanda bu kuşatmaya karşı gösterilen cesaret ve özgüveni vurgular. Bu, seçmen tabanını liderin etrafında […]
29 Ocak 2009’da Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu panelinde, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in Gazze saldırılarını yüksek sesle savunmasının ardından, Erdoğan’ın konuşma süresinin kısıtlanmasına tepki olarak moderatör David Ignatius’a yönelik sarf ettiği ve paneli terk etmesiyle sonuçlanan olayın simgesel ifadesidir. Bu çıkış hem iç hem de dış politikada derin yankılar uyandırmıştır. Dış politikada, Türkiye’nin geleneksel edilgen ve […]
Genellikle sert bir eleştiri, radikal bir karar veya tavizsiz bir duruş sergilenmeden hemen önce kullanılan bir söz kalıbıdır. Görünüşte bir nezaket ifadesi gibi dursa da asıl işlevi, söylenecek olan sözün veya yapılacak olan eylemin ne kadar sert olursa olsun meşru ve gerekli olduğunu, bu konuda geri adım atılmayacağını ve karşı tarafın hislerinin veya itirazlarının bir […]