Değişime direnen, eski Türkiye’nin alışkanlıklarını ve kurumlarını temsil eden yerleşik düzeni ifade eder. Erdoğan’ın söyleminde “statüko,” AK Parti’nin reformlarına ve “Yeni Türkiye” inşasına karşı çıkan “vesayet odakları” ile eş anlamlıdır. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçim zaferleri, “statükonun kaybettiği” ve “vesayetin en büyük mağlubiyetini yaşadığı” anlar olarak çerçevelenir. Bu, AK Parti’nin siyasetini sürekli bir devrimci değişim ve ilerleme olarak, muhalefeti ise gerici ve statükocu bir güç olarak konumlandıran popülist bir ikilem yaratır.
Bürokratik ve resmi dilden siyasi hitabete geçen, “konusunda,” “hakkında,” “ile ilgili olarak” gibi edatların yerine kullanılan bir kelimedir. “Bu yasanın uygulanması noktasında bazı sıkıntılar var” gibi bir kullanım, konuşmaya resmi ve teknik bir hava katar. Erdoğan’ın uzun ve hazırlıksız konuşmalarında, düşüncelerini toparlamak, cümleyi akıcı bir şekilde devam ettirmek ve duraksamadan konuşmayı sürdürmek için bir tür […]
Siyasi ve ekonomik belirsizliğin sona ermesi, düzenin kararlı bir şekilde devam etmesi durumunu ifade eder. AK Parti söyleminde “istikrar,” partinin tek başına iktidarda olmasıyla doğrudan özdeşleştirilmiştir. Bu retorik, 1990’ların koalisyon hükümetleri dönemindeki siyasi ve ekonomik krizlere bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. “İstikrar sürsün, Türkiye büyüsün” gibi kampanya sloganları, seçmene AK Parti’ye oy vermemenin kaos, belirsizlik […]
AK Parti iktidarı döneminde Türkiye’nin ulaştığı iddia edilen demokrasi seviyesini tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Bu söyleme göre, AK Parti, askeri ve bürokratik “vesayet odakları” ile mücadele ederek, eski Türkiye’nin anti-demokratik kalıntılarını temizlemiş ve ülkedeki hak ve özgürlüklerin çıtasını yükselterek “ileri” bir demokrasi standardı yakalamıştır. Bu terim, özellikle partinin ilk on yıllık iktidar döneminde, Avrupa […]