Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için kullandığı en sert eleştirel ifadedir. Bu terim, tüm yetkilerin tek bir kişide toplandığı, Meclis’in ve yargının işlevsizleştirildiği, denge ve denetleme mekanizmalarının ortadan kalktığı anti-demokratik bir yönetim modelini tanımlar. “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” vaadi, bu rejime bir alternatif olarak sunulur.
Kılıçdaroğlu’nun söyleminin temel taşlarından biridir. Devlet yönetiminde ve kamudaki görevlendirmelerde partizanlık, akrabalık veya sadakat yerine, işin ehli olmanın, bilgi, birikim ve yeteneğin esas alınması gerektiğini savunan ilkedir. Ona göre, devletteki çürümenin ve adaletsizliğin temel nedeni liyakat sisteminin çökmesidir. “Devlet; liyakatle, bilgiyle, birikimle, adaletle yönetilir” sözü, onun yönetim felsefesinin özetidir. Liyakati, adaletin bir ön koşulu olarak […]
Siyasetteki yolsuzluğu, kayırmacılığı ve çıkar çatışmalarını önlemek amacıyla çıkarılacağını vaat ettiği bir yasal düzenlemedir. Bu kanun, siyasetçilerin mal varlıklarından, kamu ihaleleriyle ilişkilerine kadar geniş bir alanda şeffaflık ve denetim getirmeyi amaçlar. Bu vaat, “temiz siyaset” ve “hesap verebilirlik” ilkelerini kurumsallaştırma hedefini yansıtır.
Kamu atamalarında liyakat yerine siyasi veya kişisel kayırmacılığın esas alınması durumudur. Kılıçdaroğlu, özellikle gençlere ve öğretmenlere seslenirken, KPSS’den yüksek puan almalarına rağmen mülakatlarda elenenlerin hakkını savunur ve “torpili” kaldıracağını vaat eder. Bu, “liyakat” ilkesinin ihlal edildiği en somut ve halk tarafından en çok tepki gösterilen alanlardan biridir.