Ecevit’in dış politika ve milliyetçilik anlayışının temel taşıdır. Bu kavram, bir devletin kendi kaderini tayin etme, dış baskılara boyun eğmeme ve uluslararası ilişkilerde eşit ve saygın bir aktör olarak var olma ilkesini ifade eder. Ecevit için ulusal onur, hamasi nutuklarla değil, somut eylemlerle korunur. Haşhaş ekiminin serbest bırakılması, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın gerçekleştirilmesi ve ABD ambargosuna direnilmesi, onun söyleminde “ulusal onur“un korunduğu anlardır. Bu kavram, onun milliyetçilik anlayışını, saldırgan ve yayılmacı bir ideolojiden ayırarak, onurlu bir duruş ve tam bağımsızlık ilkesine dayandırır.
Ecevit’in söyleminde dış politika, “ulusal onur,” “bağımsızlık” ve “çok yönlülük” ilkeleri üzerine kuruludur. Başbakanlık yaptığı dönemlerde Türkiye’nin sadece Batı’ya endeksli bir politika izlemesine karşı çıkmıştır. NATO üyeliğini sorgulamamakla birlikte, ABD ile ilişkilerde eşit ve onurlu bir ortaklık kurulmasını savunmuş, bunu haşhaş ve Kıbrıs krizlerinde göstermiştir. Aynı zamanda, komşu ülkelerle, Sovyetler Birliği ve diğer sosyalist ülkelerle, […]
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ardından Bülent Ecevit’e halk tarafından verilen ve onunla özdeşleşen unvandır. Bu unvan, onu sadece bir siyasi lider değil, aynı zamanda askeri bir zaferin sivil komutanı ve ulusal bir kahraman olarak konumlandırır. “Fatih” kelimesi, Osmanlı tarihine ve fetih geleneğine bir gönderme yaparak, harekâtı tarihi bir başarı olarak kodlar. Bu lakap, Ecevit’in popülaritesini […]
Ecevit’in söyleminde çift anlamlı ve zamanla değişen bir kavramdır. Bir yandan, Türkiye’nin modernleşme hedefi ve demokratik değerler sistemi olarak olumlanan bir “Batı” vardır. NATO üyeliği ve Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ilişkiler bu çerçevede değerlendirilir. Ancak diğer yandan, özellikle ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda, Türkiye’ye baskı yapan, çifte standart uygulayan ve emperyalist emeller taşıyan bir “Batı” […]