Ecevit’in dış politika ve milliyetçilik anlayışının temel taşıdır. Bu kavram, bir devletin kendi kaderini tayin etme, dış baskılara boyun eğmeme ve uluslararası ilişkilerde eşit ve saygın bir aktör olarak var olma ilkesini ifade eder. Ecevit için ulusal onur, hamasi nutuklarla değil, somut eylemlerle korunur. Haşhaş ekiminin serbest bırakılması, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın gerçekleştirilmesi ve ABD ambargosuna direnilmesi, onun söyleminde “ulusal onur“un korunduğu anlardır. Bu kavram, onun milliyetçilik anlayışını, saldırgan ve yayılmacı bir ideolojiden ayırarak, onurlu bir duruş ve tam bağımsızlık ilkesine dayandırır.
Ecevit’in söyleminde NATO, Türkiye’nin güvenliği için gerekli görülen ancak ilişkilerin “eşit ortaklık” temelinde yeniden düzenlenmesi gereken bir askeri ittifaktır. Ecevit, Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını hiçbir zaman savunmamıştır. Ancak, ittifakın Türkiye’nin ulusal çıkarlarına aykırı davrandığı durumlarda (örneğin Kıbrıs Harekâtı sırasındaki ambargo) sert eleştiriler yöneltmekten çekinmemiştir. 1978’deki bir mülakatında, “Türkiye’nin NATO’ya katkısı, NATO’nun Türkiye’nin güvenliğine katkısıyla orantılı olacaktır” […]
Ecevit, milliyetçilik kavramını sağ partilerin tekelinden alıp, sol bir içerikle yeniden tanımlamaya çalışmıştır. Onun milliyetçilik anlayışı, ırkçı veya yayılmacı değil, anti-emperyalist, bağımsızlıkçı ve halkçıdır. “Biz milliyetçiliği sokak duvarlarına değil; Kıbrıs’ın topraklarına, Ege’nin deniz yataklarına yazmışız” sözü, bu anlayışın manifestosudur. Ona göre gerçek milliyetçilik, hamasi sloganlar atmak değil, ülkenin ulusal çıkarlarını (Kıbrıs, Ege, haşhaş ekimi) uluslararası […]
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ardından Bülent Ecevit’e halk tarafından verilen ve onunla özdeşleşen unvandır. Bu unvan, onu sadece bir siyasi lider değil, aynı zamanda askeri bir zaferin sivil komutanı ve ulusal bir kahraman olarak konumlandırır. “Fatih” kelimesi, Osmanlı tarihine ve fetih geleneğine bir gönderme yaparak, harekâtı tarihi bir başarı olarak kodlar. Bu lakap, Ecevit’in popülaritesini […]