Ecevit’in dış politika ve milliyetçilik anlayışının temel taşıdır. Bu kavram, bir devletin kendi kaderini tayin etme, dış baskılara boyun eğmeme ve uluslararası ilişkilerde eşit ve saygın bir aktör olarak var olma ilkesini ifade eder. Ecevit için ulusal onur, hamasi nutuklarla değil, somut eylemlerle korunur. Haşhaş ekiminin serbest bırakılması, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın gerçekleştirilmesi ve ABD ambargosuna direnilmesi, onun söyleminde “ulusal onur“un korunduğu anlardır. Bu kavram, onun milliyetçilik anlayışını, saldırgan ve yayılmacı bir ideolojiden ayırarak, onurlu bir duruş ve tam bağımsızlık ilkesine dayandırır.
Ecevit’in söyleminde Ege Denizi, sadece bir coğrafi bölge değil, aynı zamanda Türkiye’nin ulusal egemenlik haklarının ve ulusal onurunun bir simgesidir. Özellikle 1970’lerde Yunanistan ile yaşanan kıta sahanlığı ve karasuları sorunları sırasında Ecevit, bu konuda tavizsiz bir tutum sergilemiştir. “Biz milliyetçiliği… Ege’nin deniz yataklarına yazmışız” sözü, bu tutumun en net ifadesidir. Ege, onun için Kıbrıs gibi, […]
Ecevit’in söyleminde çift anlamlı ve zamanla değişen bir kavramdır. Bir yandan, Türkiye’nin modernleşme hedefi ve demokratik değerler sistemi olarak olumlanan bir “Batı” vardır. NATO üyeliği ve Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ilişkiler bu çerçevede değerlendirilir. Ancak diğer yandan, özellikle ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda, Türkiye’ye baskı yapan, çifte standart uygulayan ve emperyalist emeller taşıyan bir “Batı” […]
Ecevit’in söyleminde NATO, Türkiye’nin güvenliği için gerekli görülen ancak ilişkilerin “eşit ortaklık” temelinde yeniden düzenlenmesi gereken bir askeri ittifaktır. Ecevit, Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını hiçbir zaman savunmamıştır. Ancak, ittifakın Türkiye’nin ulusal çıkarlarına aykırı davrandığı durumlarda (örneğin Kıbrıs Harekâtı sırasındaki ambargo) sert eleştiriler yöneltmekten çekinmemiştir. 1978’deki bir mülakatında, “Türkiye’nin NATO’ya katkısı, NATO’nun Türkiye’nin güvenliğine katkısıyla orantılı olacaktır” […]