Geleneksel ve ortodoks ekonomi teorisinin tam tersine, faizin enflasyonun sebebi olduğunu savunan, Erdoğan’ın ekonomi politikalarının temel dayanağı olan bir formüldür. Bu ifade, sadece bir ekonomi tezi değil, aynı zamanda siyasi bir meydan okumadır. Bu formülü savunarak, kendisini yerleşik ekonomik sisteme ve “faiz lobisine” karşı duran, milletin çıkarına çalışan ve cesur kararlar alan lider olarak konumlandırır. Bu, hem bir yönetişim anlayışının hem de komplo anlatılarının temelini oluşturan en net formülasyonlardan biridir.
Dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin, Türkiye Ekonomi Modeli’ni açıklarken kullandığı ve ekonomi yönetiminin rasyonel verilerden çok, iyimser bir inanca dayandığı yönündeki eleştirilerin sembolü haline gelen ifadedir. Erdoğan, bu ifadeyi doğrudan kullanmasa da ekonomiyle ilgili yaptığı benzer iyimser ve güvence veren açıklamalar bu söylemle birlikte anılır. Rasyonel ekonomik eleştirileri “karamsarlık” ve “dış güçlerin oyunu” […]
Değişime direnen, eski Türkiye’nin alışkanlıklarını ve kurumlarını temsil eden yerleşik düzeni ifade eder. Erdoğan’ın söyleminde “statüko,” AK Parti’nin reformlarına ve “Yeni Türkiye” inşasına karşı çıkan “vesayet odakları” ile eş anlamlıdır. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçim zaferleri, “statükonun kaybettiği” ve “vesayetin en büyük mağlubiyetini yaşadığı” anlar olarak çerçevelenir. Bu, AK Parti’nin siyasetini sürekli bir devrimci değişim ve ilerleme […]
AK Parti’nin kuruluş felsefesini ve siyasi kimliğinin başlangıcını tanımlayan temel bir metafordur. “Milli Görüş gömleğini çıkardık” ifadesi, Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının AK Parti’yi kurarken, Necmettin Erbakan liderliğindeki Milli Görüş hareketinin daha katı ve geleneksel İslamcı çizgisinden ayrıldıklarını; daha kapsayıcı, reformist ve merkeze yakın bir siyaset anlayışı benimsediklerini ilan etmek için kullanılmıştır. Bu “gömlek çıkarma” […]