Geleneksel ve ortodoks ekonomi teorisinin tam tersine, faizin enflasyonun sebebi olduğunu savunan, Erdoğan’ın ekonomi politikalarının temel dayanağı olan bir formüldür. Bu ifade, sadece bir ekonomi tezi değil, aynı zamanda siyasi bir meydan okumadır. Bu formülü savunarak, kendisini yerleşik ekonomik sisteme ve “faiz lobisine” karşı duran, milletin çıkarına çalışan ve cesur kararlar alan lider olarak konumlandırır. Bu, hem bir yönetişim anlayışının hem de komplo anlatılarının temelini oluşturan en net formülasyonlardan biridir.
Kanal İstanbul gibi büyük ölçekli, vizyoner ve genellikle maliyeti veya çevresel etkileri nedeniyle tartışmalı olan mega altyapı projelerini tanımlamak için kullanılan bir ifadedir. Bu terim, ilk kez 2011 yılında Kanal İstanbul projesi için kullanılmıştır. “Çılgın” sıfatı, projenin hem ölçeğinin büyüklüğünü ve hayal gücünü zorlayan niteliğini vurgular hem de ona yönelik eleştirileri, vizyonsuzluk ve statükoculuk olarak […]
Türkiye’nin fiziki sınırlarının ötesinde, Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras kalan ve ortak tarih, kültür ve inanç bağlarıyla bağlı olunan coğrafyaları (Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Kuzey Afrika) ifade eden bir dış politika kavramıdır. Bu terim, “Yeni Türkiye” vizyonunun sadece ulusal sınırlarla kısıtlı olmadığını, Türkiye’nin bu “gönül coğrafyasında” tarihi bir sorumluluğu ve liderlik misyonu olduğunu ima eder. Dış politikayı, […]
Değişime direnen, eski Türkiye’nin alışkanlıklarını ve kurumlarını temsil eden yerleşik düzeni ifade eder. Erdoğan’ın söyleminde “statüko,” AK Parti’nin reformlarına ve “Yeni Türkiye” inşasına karşı çıkan “vesayet odakları” ile eş anlamlıdır. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçim zaferleri, “statükonun kaybettiği” ve “vesayetin en büyük mağlubiyetini yaşadığı” anlar olarak çerçevelenir. Bu, AK Parti’nin siyasetini sürekli bir devrimci değişim ve ilerleme […]