2008 Küresel Finans Krizi sırasında, krizin Türkiye ekonomisine büyük bir zarar vermeyeceğini, sadece hafifçe dokunup geçeceğini iddia etmek için kullanılan bir metafordur. “Kriz bizi teğet geçecek” ifadesi, o dönemde hükümetin krize karşı özgüvenini ve ekonominin sağlam olduğu mesajını vermek için kullanılmıştır. Ancak krizin etkileri hissedildikçe, bu ifade muhalefet tarafından hükümetin ekonomik gerçeklerden kopuk olduğunun ve krizi küçümsediğinin bir kanıtı olarak sıkça eleştirilmiştir. Siyasi hafızada, ekonomik öngörülerdeki iyimserliğin sembolü haline gelmiştir.
Değişime direnen, eski Türkiye’nin alışkanlıklarını ve kurumlarını temsil eden yerleşik düzeni ifade eder. Erdoğan’ın söyleminde “statüko,” AK Parti’nin reformlarına ve “Yeni Türkiye” inşasına karşı çıkan “vesayet odakları” ile eş anlamlıdır. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçim zaferleri, “statükonun kaybettiği” ve “vesayetin en büyük mağlubiyetini yaşadığı” anlar olarak çerçevelenir. Bu, AK Parti’nin siyasetini sürekli bir devrimci değişim ve ilerleme […]
AK Parti iktidarı altında inşa edildiği iddia edilen, “Eski Türkiye“nin vesayetçi, bürokratik ve ekonomik olarak zayıf yapısından kurtulmuş, “milli iradenin” tam olarak hakim olduğu, özgüvenli, ekonomik olarak kalkınmış ve bölgesel bir güç haline gelmiş Türkiye idealini ifade eden bir vizyondur. Bu vizyon, “Dünya Beşten Büyüktür” sloganıyla küresel siyasete, yerli ve milli üretim hamleleriyle ekonomiye, Cumhurbaşkanlığı […]
Popüler olmayan veya riskli bir karar alındığında, bu kararın olası olumsuz sonuçlarının ve seçmen nezdindeki maliyetinin sorumluluğunu üstlendiğini belirtmek için kullanılan ifade. “Gerekirse siyasi bedelini biz öderiz” şeklindeki kullanım, kararlılık, cesaret ve “milletin çıkarı için” popüler olmayan adımları atmaktan çekinmeme imajı çizer. Bu, liderin günübirlik siyasi çıkarlar yerine, devletin uzun vadeli çıkarlarını gözettiği iddiasını güçlendiren […]