Türk mitolojisinde fethedilmesi hedeflenen, ulaşıldıkça daha ileriye taşınan bir ülküyü simgeleyen “Kızılelma“, Erdoğan’ın söyleminde modern Türkiye için yeniden formüle edilmiştir. Bu kavram, bir yandan “Türkiye Yüzyılı” gibi soyut ve büyük bir ulusal hedefi, diğer yandan Bayraktar Kızılelma insansız savaş uçağı gibi somut teknolojik başarıları ifade eder. Bu çift anlamlı kullanım, Türkiye’nin hem manevi hedefleri olan bir “dava” devleti olduğunu hem de bu davayı gerçekleştirecek teknolojik güce sahip olduğunu aynı anda iddia eder. Bu retorik, savunma sanayii başarılarını, milli bir destanın ve tarihsel bir misyonun parçası haline getirir.
Geleneksel ve ortodoks ekonomi teorisinin tam tersine, faizin enflasyonun sebebi olduğunu savunan, Erdoğan’ın ekonomi politikalarının temel dayanağı olan bir formüldür. Bu ifade, sadece bir ekonomi tezi değil, aynı zamanda siyasi bir meydan okumadır. Bu formülü savunarak, kendisini yerleşik ekonomik sisteme ve “faiz lobisine” karşı duran, milletin çıkarına çalışan ve cesur kararlar alan lider olarak konumlandırır. […]
Bir şeyin doğasında, yaratılışında var olan ve değiştirilemez özü ifade eden bir kelimedir. Erdoğan bu terimi, özellikle olumsuz veya trajik olayları açıklarken, bunların kaçınılmaz ve o işin doğasının bir parçası olduğunu belirtmek için kullanmıştır. En bilinen örneği, Soma maden faciası sonrası yaptığı “Bu işin fıtratında var” açıklamasıdır. Bu kullanım, yaşanan trajediyi bir kaza veya ihmal […]
Özellikle mitingler ve halka açık toplu hitapların sonunda, selamlama ve iyi dilek ifadelerinin (“en kalbî duygularımla,” “en kalbî selamlarımla“) başına eklenen ve samimiyet vurgusunu artırmayı amaçlayan bir sıfattır. “Kalbî,” yani “kalpten gelen” kelimesinin “en” derecelendirme zarfıyla pekiştirilmesi, liderin halkla kurduğu bağın protokol veya nezaket gereği değil, içten ve derin bir sevgiye dayandığı mesajını verir. Bu, […]