7 Haziran 1945’te Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan tarafından CHP Meclis Grubu’na sunulan ve Türkiye’de çok partili hayata geçişin fitilini ateşleyen tarihi önergedir. Takrir, anayasanın tam olarak uygulanmasını, parti tüzüğündeki antidemokratik hükümlerin kaldırılmasını ve daha fazla demokrasi ve özgürlük talep ediyordu. Önergenin reddedilmesi ve imzacılarının (Bayar hariç) partiden ihraç edilmesi, Demokrat Parti’nin kuruluşuna giden yolu açmıştır. Menderes’in siyasi söyleminde “Dörtlü Takrir“, tek parti yönetimine karşı verilen demokratik mücadelenin başlangıç noktası ve DP’nin doğuşunun meşruiyet belgesi olarak özel bir yere sahiptir.
Menderes’e atfedilen ve onun halk üzerindeki etkisini ve parti içindeki mutlak liderliğini ifade ettiği iddia edilen kibirli bir sözdür. Bu ifadenin gerçekten Menderes tarafından söylenip söylenmediği tartışmalı olsa da, onun siyasi kimliğinin bir parçası haline gelmiştir. Bu söz, “Milli İrade“nin aslında liderin şahsında toplandığı, seçmenlerin partiye veya adayın niteliklerine değil, doğrudan lidere oy verdiği şeklindeki […]
Menderes’in, Demokrat Parti’nin kuruluş sürecindeki zorlukları ve imkansızlıkları anlatmak için kullandığı bir ifadedir. “Beş parasız ve bir sandalyesiz kurulmuş olan Demokrat Parti, dört senede iktidarı ele geçirecek kadar muazzam bir kudretin sahibi olmuştur” sözüyle , partinin gücünü maddi imkanlardan veya devlet desteğinden değil, doğrudan milletin sevgisi ve desteğinden aldığını vurgular. Bu, bir “Dava” hareketi oldukları […]
Menderes’in siyasi söyleminde merkezi bir yer tutan, ancak içeriği zamanla değişen bir kavramdır. Muhalefet yıllarında “hürriyet”, CHP’nin “baskı rejimi“ne karşı siyasi, fikri ve iktisadi özgürlükleri kapsayan geniş bir anlama sahipti. Menderes, “Hürriyetin olduğu yerde sefalet olmaz” diyerek, özgürlüklerle ekonomik refah arasında doğrudan bir bağ kurmuştur. İktidara geldikten sonra ise “hürriyet” kavramı, daha çok “şahsi mülkiyet […]