Menderes’in, Demokrat Parti’nin kuruluş sürecindeki zorlukları ve imkansızlıkları anlatmak için kullandığı bir ifadedir. “Beş parasız ve bir sandalyesiz kurulmuş olan Demokrat Parti, dört senede iktidarı ele geçirecek kadar muazzam bir kudretin sahibi olmuştur” sözüyle , partinin gücünü maddi imkanlardan veya devlet desteğinden değil, doğrudan milletin sevgisi ve desteğinden aldığını vurgular. Bu, bir “Dava” hareketi oldukları imajını güçlendiren, zorluklara rağmen zafere ulaşan bir “underdog” (mazlum) anlatısıdır. Dinleyici üzerinde partiye karşı bir sempati ve aidiyet duygusu yaratmayı hedefler.
DP’nin 14 Mayıs 1950’de seçimle iktidara gelmesini tanımlamak için kullanılan güçlü bir metafordur. “İhtilal” kelimesinin seçilmesi, bu olayın basit bir hükümet değişikliği olmadığını, 27 yıllık CHP düzeninin kökten ve geri dönülmez bir şekilde yıkıldığını ima eder. “Beyaz” sıfatı ise bu devrimin kansız, şiddetsiz ve en önemlisi halkın oylarıyla, yani demokratik ve lekesiz bir şekilde gerçekleştiğini […]
Demokrat Parti’nin 14 Mayıs 1950’de seçimleri kazanarak iktidara geldiği günü ve bu zaferin arkasındaki toplumsal heyecanı, umudu ve değişim arzusunu ifade eden bir kavramdır. Menderes ve DP’liler için bu ifade, sadece bir seçim zaferini değil, aynı zamanda “Tek Parti Devri“nin sona erdiği, “Milli İrade“nin tecelli ettiği ve yeni bir dönemin başladığı tarihsel bir anı simgeler. […]
1951 yılında DP hükümeti tarafından çıkarılan ve Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret etmeyi veya sövmeyi suç sayan yasadır. Bu kanunun çıkarılması, Menderes’in siyasi stratejisinin karmaşıklığını gösteren önemli bir adımdır. Bir yandan, DP’yi Atatürk’e ve Cumhuriyet’in kurucu değerlerine karşıymış gibi gösteren CHP propagandasını boşa çıkarmayı hedefler. Diğer yandan, Menderes’in kendisini Atatürk’ün mirasının asıl koruyucusu olarak konumlandırmasına olanak […]