Menderes’in siyasi söyleminde ve DP’nin seçmen tabanında merkezi bir yere sahip olan toplumsal kategoridir. Menderes, “milletin efendisi” olarak gördüğü köylüyü, tek parti döneminde ihmal edilmiş, horlanmış ancak milli ve manevi değerlerin asıl taşıyıcısı olan kesim olarak tanımlar. DP’nin tarımda makineleşme (traktör), yol ve su gibi hizmetleri, köylüye verilen değerin bir göstergesi olarak sunulur. “Köylü Vatandaş Demokrat Parti Seni Kimseye Ezdirmez” gibi sloganlar, bu doğrudan sahiplenmeyi gösterir. Menderes’in popülizmi, büyük ölçüde bu ihmal edilmiş kırsal çoğunluğun sesi ve temsilcisi olma iddiası üzerine kuruludur.
Menderes’in, siyasi kariyerinin başlangıcını doğrudan Mustafa Kemal Atatürk’e bağlayan ve sıkça tekrarladığı bir anlatıdır. Bu ifadeye göre, Atatürk bir Aydın ziyareti sırasında genç Menderes’in yeteneklerini fark etmiş ve onun milletvekili adayı olmasını bizzat sağlamıştır. Bu anlatının retorik işlevi çok katmanlıdır: 1) Menderes’in siyasi meşruiyetini, rakibi olan CHP’nin kurucusuna dayandırarak güçlendirir. 2) Kendisini, İsmet İnönü gibi […]
Menderes’in muhalefet yıllarında ve iktidarının ilk dönemlerinde sıkça savunduğu bir ilkedir. DP’nin kuruluşuna yol açan “Dörtlü Takrir“de de basın özgürlüğünü kısıtlayan kanunların değiştirilmesi talebi yer alıyordu. Menderes, hükümet programında matbuat hürriyetinin demokratik bir rejimin temeli olduğunu vurgulamıştır. Ancak zamanla, özellikle basından gelen eleştiriler sertleştikçe, DP hükümeti basın üzerindeki kontrolü artıran yasalar çıkarmış, gazeteleri kapatmış ve […]
DP’nin 14 Mayıs 1950’de seçimle iktidara gelmesini tanımlamak için kullanılan güçlü bir metafordur. “İhtilal” kelimesinin seçilmesi, bu olayın basit bir hükümet değişikliği olmadığını, 27 yıllık CHP düzeninin kökten ve geri dönülmez bir şekilde yıkıldığını ima eder. “Beyaz” sıfatı ise bu devrimin kansız, şiddetsiz ve en önemlisi halkın oylarıyla, yani demokratik ve lekesiz bir şekilde gerçekleştiğini […]